Adrese teslim kadroya itiraz etti sözleşmesi yenilenmedi

Batman Üniversitesi'nde adrese teslim kadroya itiraz eden akademisyen Mustafa Kemal Sancar'ın sözleşmesi yenilenmedi ve işsiz bırakıldı. Eşi hamile olan Sancar, lojmandan çıkarılacağını söyledi.

Google Haberlere Abone ol

DİYARBAKIR - "Özerk üniversite" sloganı daha dün gibi hatırımda. Fakat şu son yıllarda hem akademisyenler hem de öğrenciler, daha çok devam ettikleri üniversitenin mevcut konumunu koruyabilmesi için mücadele ediyorlar sanki. Bir barış metnine imza atan akademisyenlerin başına gelenler, liyakatsiz ve kayyım rektörler... Derken üniversiteler "bilim yuvası" olmaktan, bilimin, siyasetin, kültürün tartışıldığı ortam olmaktan çoktan uzaklaştı. Özerk üniversite, belki mevcut sorunlar aşıldıktan sonra tartışmaya açılır ve yeniden bir talep olarak gündeme gelebilir.

Öğrencilerin maruz kaldığı baskılar ve bu baskıların sonuçları başka bir yazının konusu. Bugün yakın zamanda tanıştığım akademisyen Mustafa Kemal Sancar'ın hikayesini paylaşmak istiyorum. Sancar'ın hikayesi çok enteresan değil aslında. Son yıllarda sıkça duyduğumuz bir hikaye: Adrese teslim kadro, mobbing, aba altından sopa gösterme taktikleri, sözleşme yenilememek, mahkeme kapılarında harcanan zaman ve enerji...

*
Mustafa Kemal Sancar, 5 yıl Gazi Üniversitesi'nde çalıştıktan sonra 6 yıl da Batman Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölümü'nde araştırma görevlisi olarak çalıştı. Şimdi işsiz bir akademisyen. Çünkü 6 yıl emek verdiği Batman Üniversitesi Sancar'ın sözleşmesini yenilemedi ve işine son verdi.

Neden?

Çünkü Sancar hakkını aradı.

Sancar, kendisine 'işsiz akademisyen' unvanını kazandıran süreci şöyle anlatıyor: "Tüm yaşanan sürecin başlangıcı bir doktora öğretim üyesi kadrosuna başvurmamdır. Puanı benim akademik puanımın 3'te 1'inden bile daha az olan ve benden çok daha az çalışma tecrübesine sahip adayın atanmasına itiraz etmem sonucunda tüm süreç gerçekleşti. Ben 11 yıldır araştırma görevlisi olarak çalışmaktayım. Eğer sorun bendeyse neden bundan önce 5 yıl çalıştığım Gazi Üniversitesi'nde ya da 6 yıldır çalıştığım kurumumda hiçbir soruşturma ve cezaya neden olacak bir eylemde bulunmadım da, kadroya itiraz etmemin ardından geçen 2 ayda en ağır disiplin cezaları aldım ve bunlar gerekçe gösterilerek işten çıkarıldım?"

Taşra üniversitelerinde kayırmacılık, eskilerin deyimiyle, vaka-i adiyeden. Sancar'ın başına gelenler de sıradanlaşan olaylardan. İnsanların başına gelenlerin sıradanlaşması, üniversitelerin ve elbette memleketin içinde bulunduğu tehlikeli ahvali işaret ediyor.

Bakın mesela Batman Üniversitesi'nde yaşananlarla ilgili şu bilgiyi de paylaşıyor Sancar, ki sözünü ettiğimiz tehlikeli ahvali de özetler niteliktedir: "Batman Üniversitesi'nde çalışanlara karşı korkutma ve yıldırma amaçlı fiiller artık norm haline geldi. Öyle olmasa 600-700 kişinin çalıştığı bir kurumda 100'den fazla disiplin soruşturmasının her yıl yürütülmesi mümkün olmazdı. Bu süreçler boyunca birçok arkadaşımız ya hak aramaktan vazgeçti ya da çareyi başka bir üniversiteye kaçmakta buldu. Benim başıma getirilen belaların bu dereceye gelmesinin sebebi aylardır tehdit ve mobbing'e boyun eğmeyip davalarımı çekmemiş olmamdır."

*

2013 yılında Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) kapsamında Batman Üniversitesi'ne araştırma görevlisi olarak atanan Sancar, doktor unvanını almasına karşın kadrosunun çıkmamasına itiraz ettiği için hakkında açılan soruşturmalara cevap vermekle meşgul. Hakkını aramak için mahkeme kapılarında enerjisini tüketiyor. Akademik bilgisini ve deneyimlerini öğrencilerle paylaşmak isterken, hak aramak mecburiyetinde bırakıldığı için.

Üniversite yönetimi de Batman Üniversitesi'ni en iyi üniversiteler sıralamasındaki yerini üst sıralara taşımak hevesinde değil gibi görünüyor. Anlaşılan o ki kadrolaşmak ilk hedefleri.

Mobbing süreçlerini kuruma bildirdiği için tehditlerin fiili yaptırımlara dönüştüğünü iddia ediyor Sancar. "Mevzuata uygun hareket edilmediği" konusunda verdiği ifade nedeniyle "maaştan kesme" cezası verilmiş. Bu ceza tarafına bildirildikten sonra Sancar, konuyu idare mahkemesine taşımış.

Görev süresinin uzatılmayacağına dair tehdit edildiğini bildirmesi üzerine, tehditlerde bulunanlar yerine 2 adet "iftira" soruşturması açılmış hakkında. Bunların ilkinden Sancar'a "1 yıl kademe ilerleme" cezası verilmiş.

Mustafa Kemal Sancar

Sancar, "Bir dilekçede geçen tek bir cümleye ilişkin 2 ayrı soruşturma açılamayacak olmasına rağmen hakkımda menfi başka hiçbir şey bulunmadığı için bezdirmek ve uğraştırmak maksatlı olarak bu soruşturma açıldı" diyor.

"İlişik kesme" belgesine de dikkat çeken Sancar, "Burada yer alan hiçbir gerekçe gerçeği yansıtmamaktadır ve yasal hiçbir dayanağı bulunmamaktadır. Hakkımda açılmış maksatlı soruşturmaların sonucu bile beklenmeden haksız bir biçimde işime son verilmiştir. Bu belgede yer alan iddiaları çürütecek tüm kanıtlara sahibim" diyor.

Bir kez daha Sancar'a kulak verelim: "Kendi adrese teslim kadrolarını yargıya taşıdığım için ve yargılama sonucu bu kadronun yüzde yüz iptal edileceğini bildikleri için, benimle ilgili yaptıkları menfi uygulamalara gerekçe olsun diye 2 yıl önce verdiğim bir lisans dersi ile ilgili öğrencilerimi hukuksuz bir biçimde sorgulamaya kadar ileri gittiler. Rektör ve yardımcıları, dekan ve bölüm başkanı dahil kurumumdaki tüm idari kamu görevlileri hakkımda tek bir menfi dayanak bulabilmek ya da yoksa bile yaratabilmek için aylardır uğraşmaktadırlar."

Akademide böyle feci bir hukuksuzluk ve zaman kaybı olabilir mi? Batman Üniversitesi gibi taşra sıfatını gururla taşımaktan gocunmayan üniversitelerde oluyor demek ki.

*

Sinema ve Televizyon Bölümü'nde çalıştığı için, bu alanlarda yapmayı hayal ettiği projelerinin olup olmadığını sorduğum Sancar, şunları söyledi:

"Mesleğe başladığımdan beri öğrenciliğim hiç bitmedi. Önce yüksek lisans, sonra doktora. Onun ardından da doçentlik için uğraştım. Bir proje yazdım, Batman'ın kent kültürüne ilişkin bir sözlü tarih çalışması içeriyor bu proje. Fırsatım olduğunda bu projeyi hayata geçirmek için uğraşacağım. Birkaç belgesel fikrim de var. Bir nebze de olsa şu anki yoğunluğumun azalmasını bekliyorum. En az 6 aydır dilekçe yazmadığım ya da soruşturma-dava savunması yapmadığım tek bir günüm geçmedi diyebilirim."

Bütün bu yıpratıcı süreç yaşanırken işsiz bırakılan akademisyen Mustafa Kemal Sancar'ın eşi hamile. Eşinin doğumuna az bir zaman kaldığını söyleyen Sancar, bu arada kaldığı lojmandan çıkarılması için, üniversite yönetimi tarafından gerekli işlemlerin başlatıldığını da söylüyor.