Övünebilirsiniz de yerinebilirsiniz de. Durum şöyle:
Bir NATO üyesi olan Türkiye…
İncirlik’te Rusya’ya (tabii Sovyetler’e) karşı nükleer
başlıklar tutup…
NATO’nun muhalefetine rağmen Putin Rusya’sından S400
füzeleri aldıktan sonra…
Putin’in muhalefetine rağmen Ukrayna’ya İnsansız Hava
Araçları, Bayraktar TB2 sattı, satıyor, orada üretim tesisi kurmak
için anlaştı.
Bunları “çok yönlü, kişilikli politika” olarak da
görebilirsiniz…
“Yönünü şaşırmış, çok kişilikli politika” olarak da.
Size kalmış, ben karışmam!
Türkiye’nin Sovyetler’e karşı (geleneksel Rus endişesiyle) NATO
üyesi ve “Batı’nın Komünizme karşı kalkanı, ilk
kalesi” yapıldığını; bunu sağlamak için Kore’de onca şehit
verildiğini biliyoruz.
Bu politikanın Türkiye’de sağ partileri, orduyu, kanunları, iş
dünyasını, yasakları, üniversite ve düşünce hayatında tırpanları,
kontrgerillayı, “milliyetçi” milisleri, evet 1960 da dahil, askeri
darbeleri şekillendirdiğini de biliyoruz.
İdamları, infazları, sürgünleri, hapisleri, baskıları, işçi
haklarının budanmasını şekillendirdiğini de; Türkiye’yi Latin
Amerika cuntalarının, Endonezyaların yanına ittirdiğini de.
Şu anda olan, zaten şaşkın bir dünyada, bir oraya bir şuraya
giden devletlerin içinde, “stratejik mevkii ve askeri güç”le
oynayarak; Ortadoğu, Kafkaslar, Karadeniz, Akdeniz’de bir yer
edinmek isteyen, bu yolda da bir öyle bir böyle gidip gelen
Türkiye.
Suriye’den Libya’ya, Ukrayna’dan Etiyopya’ya.
“Ruslarla ortak dostumuz” Esad’ı; ABD, Fransa, İngiltere, S.
Arabistan ve Körfez petrolcüleri arzusuyla da Esed yapan… Sonra
Katar hariç petrolcülerle de bozuşan... Şimdi yeniden barışmaya
çalışan…
“Kardeşimiz Kaddafi”yi Fransız Sarkozy ile birlikte satan…
Irak için Amerikan tezkeresi hazırlamış…
Kuzey Irak Kürtleri ile dostluk kurduğu sırada Suriye Kürtlerini
ana hedefi yapan bir devlet politikası.
Bunların hepsi “akıl” da olabilir; “akılsızlık”
da.
Müttefikleri çoğaltmak da sanılabilir, “yalnız” kalma riski
de.
Bildiğimiz şu: Ukrayna, Rus desteğiyle şimdi bağımsızlık ilan
eden “ayrılıkçılar”ın bir hedefini, hem de Rus ordusunun bir
“Obüs”ünü vurduğunu gösteren bir video yayınladı geçen ekimde.
O videonun başrolünde, Selçuk Bayraktar’ın bütün
dünyada teknik üstünlüğü takdir edilen “İnsansız Hava Aracı
Bayraktar TB2” vardı.
“Ukrayna’nın Türkiye’den aldığı bu araçlarla dengeyi
değiştirdiğini” bildiren dünya medyası şunu ekliyordu: “Bayraktar,
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı.”
Rusya ve Fransa sözcüleri o sırada Türkiye’yi kınadı; Putin
Erdoğan’a da bunu dillendirdi.
Bugüne kadar hiçbir “Damat” modern dünyada bu kadar kritik bir
“askeri rol” oynar hale gelmemişti! İnsansız Hava Araçları’nın
bilhassa Azerbaycan’ın “Karabağ zaferi”ndeki etkisiyle de.
NATO üyesi, nükleer başlık deposu, Rus S400 füzesi
alıcısı ve İnsansız Hava Aracı satıcısı Türkiye 2022 tarihi
dönemecinde, ya yolunu biliyordu ya da bilmiyordu.
Size kalmış, ben karışmam!
RÖVANŞ
Buradan Ukrayna’ya, bugünden bir asır kadar önceye döneyim ve
izninizle diyeyim ki, Çarlık kadar Sovyetler’in de mirasçısı olan
Rusya ve Putin ile…
Bağımsız bir devlet kadar, 2. Dünya Savaşı dönemi on binlerce
Yahudi, Komünist, Romanı katleden Nazi işbirlikçilerinin de
mirasçısı olan Ukrayna arasında kadim bir rövanş var.
“Sovyet baskısı” ve “Holodomor” denen “açlık soykırımı”yla
öfkelenen Ukrayna milliyetçiliği, Hitler’in, SS’lerin elinde silah
haline dönüşmüştü.
Ukraynalılardan sabotajcılar, katliamcılar, ileri karakollar
yetiştirdi Naziler. Bağımsızlık isteklerini bastırarak hem de.
Bugün Ukrayna’yı bölen, Batı-Doğu yani maden bölgesi
Donbas (Donetsk ve Lugansk) hattı, neredeyse 2.
Dünya Savaşı ve Almanya’nın Sovyetler’e karşı “Barbarossa
Harekatı” sırasındaki bölünme.
Batı’da Ukrayna Devleti (ve milliyetçiliği), Doğu’da ise Rus (o
zaman Sovyet) bölgesi!
Ukrayna’da bugün de “aşırı sağ”a mal edilen gösterilerde, dönemin
ultra milliyetçisi, katliam ve soykırım sorumlusu Stepan
Bandera “milli kahraman” olarak anılıyorsa…
Topu topu 80 senelik bir hafızanın Rusya tarafında ise,
“katledilenlerin intikamı” tazeliğini koruyor olmalı.
Rus ve dünya Yahudi hafızasında, Nazi soykırım birliği
Einsatzgruppen ile işbirliği yapan Ukraynalı milliyetçilerin Şuma
ve OUN birliklerinin, sadece Babi Yar’da 33 bin 700 kişi olmak
üzere katlettiği, büyük çoğunluğu Yahudi 150-200 bin kişinin,
Kortelisse köyünde katledilen 1620’si çocuk 1890 kişinin bilgisi
“sağ” olmalı.
Sovyetler’in katlettiği Ukraynalıların bilgisinin de öteki tarafta
canlı kalması gibi!
“Milliyetçilik” ve “milli hatıralar, nefretler, kinler”
tarih bozucu-tarih yazıcı olmaktan çıkamıyor.
Geçmişin hayaleti, katledilenlerin ruhları, katledenlerin
vahşeti asla yok olmuyor.
Sadece araçlar ve şahıslar değişiyor; mızraktan, kılıçtan tanklara,
mancınıktan uçaklara, füzelere, “dronlar”a, nükleer tehditlere.
Ama yok etme dürtüsü…
İntikam arzusu…
Güvenlik korkusu…
Öteki nefreti…
Tahakküm şehveti aynı!
Not: Başlık bilhassa bizde Galatasaray ve Beşiktaş’ı şampiyon
yapan Rumen Mircea Lucescu ile Avrupa’da büyük
takım olan, bizde de çok bilinen Shakhtar
Donetsk’ten.
1936’da kurulduğunda Stakhanovets kulübün adı.
Sovyet propagandasının çalışkan, azimli, çok üreten “altın işçisi”,
kömür yatağı Donbas bölgesi madencisi, Stakhanovizm’e de adını
veren Aleksei Stakhanov’un adından.
Ayrılıkçı bölgenin, şimdi “Rusya’nın cep devleti”
Donetsk’in, maçlarını Ukrayna’da oynamaya zorlanmış takımından.
Ukrayna’nın Sovyetik (Rus) ve milli çelişkilerinin en iyi
ifadelerinden!
Dileyen, 2018 yapımı bir iç savaş kara komedisi olan Donbass’ı da
izleyebilir.