Buralarda fikir belirtmenin, sergi izlemenin dışında uzun yıllar
kurumsalda dirsek çürütüyorum. Pandemiyle beraber kurduğumuz,
bildiğimiz, işlettiğimiz, hareket alanımızın geniş olduğu düzenin
kaybolması, iş dünyasında bizi bir (artık o dünyada ne kadar
oluyorsa o kadar) yaratıcılık paniğine sürükledi. Bu paniğin ana
konularından biri, bu zamana kadar yüz yüze yaptığımız, yaptıkça
her birinde yeni bir fikir, pazarlama marifeti ortaya koyarak
renklileştirdiğimiz organizasyonların pandemi şartları altında
nasıl olacağıydı.
Örneğin hiçbirimiz, şartlar gerçekten doğru bir noktaya
gelmedikçe (hasta sayısının risk yaratmayacak düzeyde düşmesi,
hastalık bulaş riskinin azaldığının kanıtlanması, aşılanma
gerçekleşmesi gibi durumlar) fiziksel bir organizasyon yapmayı
düşünmedik. Contemporary Istanbul’un (CI) aksine... Çok hızlı bir
şekilde oldukça interaktif (ve tabii ki maliyetli) dijital
altyapılar geliştirildi; bu maliyetlere katlanamayanlar da
repütasyon korumak açısından sessiz kalmayı seçti birçok
sektörde.
Aldığım duyumlara, okuduklarıma göre her kısmi rahatlamada
“Acaba yapsak mı?” tartışmalarının yapıldığı CI, 2021’de pek de
kuvvetli olmayan bir dijital altyapıyla seyirci önüne çıktıktan
sonra, sanırım Eylül 2021’de planlanan yeni fuarı da hesaba katarak
“olduğu kadar” bir fuarla, yılın ilk rahatlamasında şak diye
önümüze çıktı Haziran 2021’de. Neredeyse restoranlarla beraber,
acele bir şekilde fuar da açıldı . Uluslararası olması gereken bir
fuar, seyahat yasakları esnemeden açıldığı için biz bize bir
organizasyona dönüştüğü gibi, Türkiye’den bazı iddialı galerilerin
de katılımını sağlayamadı.
İYİSİYLE KÖTÜSÜYLE CI
Pandemi yasaklarının sonuna kadar destekçisi değilim ve
hepimizin bir nefese ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Fuarda gördüğüm
herkes, bir şekilde tekrar beraber olmaktan memnun olduğunu
söyledi. Daha da önemlisi, fuara katılan galeriler, satışların çok
iyi olduğunu söylediler. Kapanmalar sebebiyle durgunluğa giren
piyasa için ihtiyaç duyulan, güzel bir canlanma. Belli ki
koleksiyonlerin de böyle bir canlanmaya ihtiyacı varmış. Bunlarla
beraber kurumsal imaj açısından bakarsak, artık
(seyirci/tüketici/alıcı) hangi kitleye hitap ediyorsan onun
beklentisine uygun olarak her zaman bir önceki işinin üzerine bir
taş daha koyarak ilerleniyor çünkü bu dönemde kitle her zaman daha
fazlasını istiyor. Ki CI da Collector’s Stories/Recent Acquisitions
(Koleksiyoner Hikayeleri) ve Plugin ile bunları bize sunmuş bir
organizasyon. Bu sene gel gör ki verdiklerini geri almaya karar
vermiş CI. Koleksiyoner Hikayeleri, pandemi sebepli tahmin
edilebileceği gibi, yok. Plugin’in alanı ise hiç olmasa daha
iyiymiş. Giriş katının altındaki, normal zamanlar çok şenlikli olan
alan, kelimenin tam anlamıyla mahsun kalmış. Terk edilmiş de Plugin
ve orada bulunan medya vs. standlarına haber verilmemiş gibi...
Yine daha önceleri, ışıklandırması, ses sistemi, sergilenişi ile
oldukça etkileyici olan Plugin, bu sene amatör öğrenci sergisi
gibi... Burada kast ettiğim eserler değil (ki bu düzenekte onlara
yazık olduğunu düşündüm), sergileniş biçimi. Sponsor mu yeterli
destek vermedi, hızlı hareket edilmesi gerektiği için mi böyle oldu
bilemiyorum ama madem Eylül’de bir kez daha Contemporary Istanbul
düzenlenecek, bu daha çok pop-up gibi duran fuar tek kat kalabilir,
Eylül’de konuya tekrar güçlü bir şekilde dönülebilirdi. Yeni medya
ve dijital sanat anlamında Plugin’de hüsrana uğrasak da küçük bir
adım olarak House of Brothers Lounge'da Feride İkiz'in NFT
koleksiyonunu görmek iyiydi. Yine bu alanda gerçekleşen NFT üzerine
konuşma programı, bence fuarın bu dönemki eksikliklerini tam olmasa
da bir nebze kapatmak açısından yararlıydı.
Fuarın iyisine de kötüsüne de işaret ediyorum çünkü Contemporary
Istanbul, Türkiye için kıymetli bir organizasyon. Onun repütasyonu,
güçlenmesi, duruşu tüm sanat piyasası için önemli. Büyük sanat
organizasyonlarının iki elin parmaklarını zor geçeceği ülkemizde,
15 senedir var olan bir organizasyon. Zamanında ülkeye çok havalı
giriş yapan CI’ya rakip, Art International Istanbul’un ömrü
kelebeklerle yarıştı ne de olsa... Demek ki neymiş, bu işler o
kadar kolay olmuyormuş. Ama aceleye gelmeden, daha doğru adımlarla,
daha iyi bir pozisyonlamayla, daha iyi olabilir mi? Olabilir...
O halde Eylül’de CI’nın yeni mekanı Haliç Tersanesi’nde görüşmek
üzere... Yeni mekan da, sembolize ettikleri de eminim bizlere
ayrıca bol bol laf çıkaracaktır. Bu arada bu kadar konuştuk ama
eserlere değinmedik, ne işler, hangi sanatçılar vardı, onlara da
bir baksaydık diyenler varsa Sanat Tarihi Platform’unda oluşturulan
seçkilere göz atabilirler.