Amnezi (amnesia) hafıza kaybı,
unutkanlık hastalığı. Tamamen ya da birkaç dakikalığına bile olsa,
anıların ve bilgilerin unutulması, bellek kaybı ile tanımlanan bir
hastalık. Kelime etimolojik olarak Latince ve Grekçedeki
amnestia'dan geliyor. Amnestos’tan gelen amnesty unutulmuş
anlamında bir kelime; özellikle “affetmek” anlamına da geliyor.
İngilizceye de amnesty olarak geçmiş. Batı
dillerindeki unutma (yokmuş gibi olma, amnezik) anlamındaki af
kelimesi ise günah ve kusuru silme, bağışlama anlamında.
Başa böyle bir sözlük taraması koymamın sebebi şu, bizim genel
af dediğimiz şeyde, günahların, kabahatlerin bağışlanması anlamı
belirginken, Batı dillerinde amnesty, geçmiş kabahatlerin
unutulması anlamına yakın hukuki bir terim. Kabahatlerin
“unutulması” ile onların “bağışlanması” arasında
epistomolojik bir farklılığın olduğunu kabul etmemiz
gerekiyor. Bu, hiç kuşkusuz, Türkiye’deki genel af tartışmalarının
seyrini de derinden etkiliyor.
CUMHURİYETİN GENEL AFLARI VE 100 YIL
Cumhuriyet tarihi genel aflarla dolu; hatta 7 Ocak 1922 tarihli
ilk genel af, Cumhuriyet’ten bile eski. Bu af ile ilgili kanun
tasarısı 5 Aralık 1921 tarihinde Meclis Genel Kurulu’na sunulur.
Tasarı tam adıyla "Sülüsanı Müddeti Cezaiyelerini İkmal Eden
Mahkûminin" adını taşıyor; "Üçte İki Ceza Müddetini Tamamlayanların
Affı Hakkında Kanun Tasarısı" anlamında. Cumhuriyet’in ilanını
takiben bir af kanunu daha çıkarılır. 26 Aralık 1923'te çıkan
"Zafer ve Barış Şerefine" kimi suçlar dışında "Aff-ı Umumi Kanunu"
ikinci genel af kanunudur ve 29 Ekim 1923'e kadar işlenmiş suçlara
verilen cezaların yarısının affa tabi tutulmasını öngörür. Yasayla,
af kapsamına gireceklerin üç ay içinde teslim olmaları koşulu
getirilir. Bundan üç ay sonra yasaya eklenen bir maddeyle, kürek
veya bir yerde zorunlu ikamet cezasına mahkûm edilenlerin
cezalarında indirime gidilir. 20 Mart 1924’de bu Genel Af Kanunu’na
ek bir kanun da çıkartılır.26 Ekim 1933 tarihinde 2330 sayılı Af
Kanunu çıkarılır. Cumhuriyet tarihinin bu 3. genel af kanunuyla beş
yılı geçmeyen hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm olanlar hakkında
takibat yapılmaması ve üç yılı geçenlerin cezalarının affına
ilişkin düzenleme getirilir. Söz konusu yasal düzenlemede, değişik
suçlar için de belli oranlarda ceza indirimi uygulanması sağlanır.
Kanunun gerekçesi şöyledir: "Türkiye Cumhuriyeti Devleti onuncu
yılını kutlarken, Türk inkılabının bu çok kısa bir devre içinde
daima ileri atılışlarla elde ettiği ve bütün medeni cihanın
hayranlıkla gördüğü siyasî ve içtimai muvaffakiyetlere vekar ve
iftiharla bakmaktadır... Böyle mesut bir yıl dönümünü kutlarken
muhtelif sebep ve tesirlerle; ihtiras ve hatalarına kurban olmuş,
kanuni cezalarla mahkum olmuş, kimseleri de düşünmek, onları bir
kıymet olarak tekrar cemiyetin sinesine almak muvafık olur. Bu
biçarelere karşı gösterilecek müsamaha; kendilerini temiz bir
unsuru istihsal olarak alacak olan cemiyet lehine bir hareket
olduğu kadar memleketin haiz olduğu kuvvetin de bir delili
olacaktır"[1]
Cumhuriyet’in 10. Yılı vesilesiyle çıkarılan genel aftan sonraki
bir diğer genel af, 26 Ekim 1960 tarihinde çıkarılmış ve Resmi
Gazete’nin 28 Ekim 1960 tarihli sayısında yayınlanmış olan 113
Sayılı Af Kanunu’dur. Kanunla, kusurdan doğan suçlarla, üst sınırı
beş yılı geçmeyen hürriyeti bağlayıcı cezalar hakkında takibat
yapılmaması hükmü getirilir. Beş yıldan fazla olan cezaların üçte
biri indirilir. Bu af yasasında, “…devlet aleyhine, ırza yönelik ve
Atatürk aleyhine işlenen suçlar” gibi bazı suçlara verilen cezalar
af kapsamı dışında bırakılır. Aynı yıl içerisinde 113 Sayılı Af
Kanunu’na ilaveler yapan bir kanun daha çıkarılır.
Bundan üç yıl sonra bir genel af kanunu daha çıkarılır. 23 Şubat
1963 tarih 218 sayılı Bâzı Suç ve Cezaların Affı Hakkında Kanun ile
beş yılı geçmeyen hapis cezaları için af getirilir, değişik
oranlarda ceza indirimi sağlanır ve bazı suç ve cezalar kapsam
dışında tutulur.
Bir sonraki af kanunu da bundan yaklaşık 3 yıl sonra 1966’da
yürürlüğe giren 780 Sayılı Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkında
Kanundur. Bu kanunla, 5 Haziran 1966 tarihine kadar işlenmiş olan
suçlardan: A) Taksirli cürümlerle kanunların suçu tesbit eden
aslî maddesinde yukarı haddi 5 seneyi geçmiyen hürriyeti bağlayıcı
bir ceza ile yahut yalnız veya birlikte olarak para cezası ile
cezalandırdığı veya müsadereyi yahut bir meslek veya sanatın
yapılmamasını veyahut bu cezalardan birini veya birkaçını istilzam
eden fiiller hakkında takibat yapılmayacağı, 5 sene ve daha az
hürriyeti bağlayıcı bir cezaya ve bu miktarı aşmıyan hürriyeti
bağlayıcı ceza ile birlikte veya müstakilen hükmedilmiş para
cezasına mahkûm olanlar veya mahkemelerden gayri mercilerce
haklarında para cezası tâyin edileceği, müstakilen 5 seneden fazla
hürriyeti bağlayıcı bir cezaya veya bununla birlikte para cezasına
mahkûm edilenlerin, hürriyeti bağlayıcı cezalarının 5 senesi ve
para cezalarının da tamamı affedileceği, Türk Ceza Kanunu ile diğer
kanunlarda yazılı suçlardan dolayı ölüm veya müebbet ağır hapse
mahkûm edilmiş veya edilecek olanların ölüm cezaları müebbet ağır
hapse; müebbet ağır hapis cezaları da 30 sene ağır hapse
çevrileceği hükme bağlanır.
Cumhuriyet’in 7. genel affı, Cumhuriyet’in 50. Yılı vesilesiyle
yürürlüğe sokulan genel aftır. “Ecevit Affı” olarak da anılan bu
kanun 15 Mayıs 1974 tarihinde TBMM’de kabul edilerek yürürlüğe
girmiştir. Bu af kanunuyla, 12 yıl veya daha az hürriyeti
bağlayıcı bir cezaya yahut bu miktarı aşmayan hürriyeti
bağlayıcı bir ceza ile birlikte veya müstakilen hükmedilmiş para
cezasına mahkûm olanlar veyahut mahkemelerden başka mercilerce
haklarında para cezası tayin edilenler affedilmiş; 12 yıldan fazla
hürriyeti bağlayıcı bir cezaya veya bununla birlikte para cezasına
mahkûm edilenlerin hürriyeti bağlayıcı cezalarının 12 yılı ve para
cezalarının tamamı affedilmiştir.
Cumhuriyet’in afları bunlarla da sınırlı değil. Yukarıda
sıralananlar hukukçuların genel af kapsamında saydıkları. 2000’deki
Rahşan Affı’ndan imar aflarına, vergi aflarına yüzlerce daha af
kanunu var. Pandemi sürecinde kesilen para cezalarının bile
affedildiği bir ülkede yaşıyoruz. Türkiye’de “ya-sama” değil
“af-sama” var yazsam hukukçular bana kızar mı bilmem.
Şimdilerde de Cumhuriyet’in 100. yılı dolayısıyla bir genel
af tartışması yapılmakta.
100.YIL AFFI
14 Temmuz’da 7456 Sayılı Torba Kanun – Ek MTV ve Bazı Kanunlarda
Değişiklik başlıklı bir kanun çıkarıldı. (Resmi Gazete 15.08.2023,
Sayı 32249) Bu kanunun 15. Maddesi çeşitli suçların infazı ile
ilgili düzenlemeler getiriyor. İlgili madde şöyle:
Madde 15: 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici
madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 10- (1) 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9 uncu
maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı
nedeniyle izinde bulunan hükümlüler, izin bitimini takip eden onbeş
gün içinde infaz işlemlerinin devam ettiği kurumlara dönmek
zorundadır.
(2) 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9 uncu maddenin beşinci
fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan
ve ilgili mevzuat uyarınca cezalarının denetimli serbestlik tedbiri
uygulanmak suretiyle infazına beş yıl ve daha az süre kalan
hükümlülerin talebi aranmaksızın, cezalarının koşullu salıverilme
tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri
uygulanmak suretiyle infazına infaz hakimi tarafından karar
verilebilir.
(3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca, izinden dönecek hükümlüler ile
hakkında denetimli serbestlik kararı verilecek hükümlülere ilişkin
hususlar, Adalet Bakanlığının resmî internet sitesinde
duyurulur.
(4) 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri
uygulanmak suretiyle cezası infaz edilip geçici 9 uncu maddenin
beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle
31/7/2023 tarihi itibarıyla izinde bulunan hükümlüler, koşullu
salıverilme tarihine kadar olan süreleri 105/A maddesinin beşinci
fıkrasında belirtilen yükümlülüklere tabi olmadan geçirirler.
(5) Geçici 9 uncu maddenin altıncı fıkrası uyarınca açık ceza
infaz kurumuna gönderilen hükümlüler, 31/7/2023 tarihi itibarıyla
açık ceza infaz kurumuna ayrılmış sayılır.
(6) Türk Ceza Kanununun İkinci
Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci
Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele
Kanunu kapsamına giren suçlar ve örgüt faaliyeti
kapsamında işlenen suçlar hariç olmak üzere, 31/7/2023 tarihi
itibarıyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerden,
toplam hapis cezası on yıldan az ise bir ayını, on yıl ve daha
fazla ise üç ayını bu kurumlarda geçirip ilgili mevzuat uyarınca
açık ceza infaz kurumlarına ayrılmasına üç yıl veya daha az süre
kalanlar, bu şartların oluştuğu tarih itibarıyla açık ceza infaz
kurumlarına ayrılabilir. Bu hükümlüler ile 31/7/2023 tarihinde
geçici 9 uncu maddenin altıncı fıkrası kapsamında açık ceza infaz
kurumunda bulunan hükümlüler, talepleri hâlinde en az üç ay açık
ceza infaz kurumunda kalmış olmak şartıyla ilgili mevzuat uyarınca
cezaların denetimli serbestlik tedbiri altında infazı
uygulamasından üç yıl erken yararlandırılır.
(7) Altıncı fıkra hükümleri 31/7/2023 tarihi itibarıyla;
1-a) Hapis cezasının infazı 16, 16/A ve 17 nci maddeleri
kapsamında ertelenmiş olan,
1-b) Hapis cezasının infazı durdurulmuş olan,
hükümlüler hakkında da uygulanır.
(8) Koşullu salıverilmenin geri alınması nedeniyle 31/7/2023
tarihi itibarıyla cezası aynen infaz edilen veya ikinci defa
mükerrir olup 31/7/2023 tarihi itibarıyla bu cezanın infazı için
ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin bu cezalarının infazı
bakımından altıncı fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu hükümlülerin
31/7/2023 tarihi itibarıyla kesinleşmiş ancak infaz edilmemiş diğer
hapis cezaları bakımından altıncı fıkra hükümleri uygulanır.”
Genel ya da kısmî af gerekli mi, böyle bir af neleri kapsamalı,
neleri kapsamamalı? Elbette af konusunda tek yetkili organ
Anayasa’nın 87. Maddesine göre Meclis. TBMM “…üye tamsayısının
beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına karar
vermek” hakkına sahip. Ancak hukukî olarak yetki kimde olursa olsun
bir “genel af” yasasının toplumsal barışı tesis etmesi, toplumda
bir karşılığının olması da gerekiyor. İyi kotarılmamış bir genel
affın değil toplumsal barışı sağlaması, toplumsal çatışmaları
derinleştireceği de tartışmasızdır.
Bu konu ile ilgili olarak 2015’de İzmir 2. Bölge Milletvekili
olarak parlamentoda görev yapan ve Davutoğlu’nun kuruduğu seçim
hükümetinde (63. Hükümet) Kalkınma Bakanı olarak görev yapan eski
HDP üyesi Müslüm Doğan ile elektronik ortamda sohbet ettik.
Sayın Doğan ile sohbetimizi bir sonraki yazıya bırakmak
istiyorum.
NOT:
(1) TBMM Zabıt Ceridesi, D. 2, C. 17, 26. 10.
1933, Sıra Sayısı, 363, s.