Yaz geldi, sıcaklıyorsunuz, içiniz geçiyor, şekerleme yapasınız
geliyor, gözleriniz kapanıyor mu? Eh, demek ki yaz rehaveti içine
girdiniz. Hayırlı olsun. Peki ne yapmalı? Anlatıyorum:
1-Onun patron olduğunu kabul edin.
Bir defa onun patron olduğunu kabul edin. Koca mevsimle nasıl
cenk edeceksiniz? Siz onunla mücadele etmeye çalışırsanız daha çok
yorulursunuz ama yaz güçlenir, sizi sıcağıyla daha da mayıştırır,
işlevsiv bırakır. Açın kollarınızı yaza ve kabullenin. Haykırın!
“Sen mi büyüksün ben mi büyüğüm yaz? Sen büyüksün kuzum, cicim.
Tabii ki sen büyüksün,” diyin. Sonra da kanepeye uzanın. Oh,
şimdiden bir rahatlama geldi. Mücadele etmenin anlamı yok
çünkü.
2-Konuşkan akraba ve arkadaşlarınızı
arayın.
Konuşkan bir akraba veya arkadaşınızı telefonla arayın,
konuşmayı hoparlöre alın, arkanıza yaslanın ve uyku moduna geçin.
“N’aber canım?” diyin ve karşı tarafın konuşmayı tamamen ele
geçirmesine izin verin. Uzun zamandır konuşmadığınız bir uzak
akraba bu iki kısa sözcükle hemen dümeni eline alacak ve sizi hiç
çaba sarf etmek zorunda bırakmadan, son aylarda sizi hiçbir şekilde
ilgilendirmeyen ne olaylar olmuş akraba çevrenizde, bunları bir bir
sayacaktır. İlgili görünmenize bile gerek yok, sadece aralarda rast
gele “Aa, ee, yaa…” gibi bir takım nidalar salsanız yeterli. İşte
ne harika, hiç yerinizden bile kalkmadan neredeyse bir tür
sosyalleştiniz hem de gönül aldınız.
3-Duvara bakın.
Böyle bayağı dümdüz duvara bakın. Sadece yazları değil aslında
bunu kışları da yapın. Yani en azından ben öyle yapıyorum. Benim
günde yaklaşık iki saatim sadece duvara bakarak geçiyor; bunu
da tüm okurlarıma ısrarla öneririm. Çünkü bir müddet sonra insan
öyle bir alıklaşıyor ki ne gam ne kasvet ne rehavet hiçbir şeyi
kalmıyor. Şiddetle tavsiye ediyorum.
4-Aşık olun.
Aşık olun ama böyle hiç olmayacak birine. O kadar ulaşılmaz biri
olsun ki oturduğunuz yerden kalksanız bile zaten ona erişemeyecek
olun ki boşu boşuna yorulmayın. Zaten yazın insanın oturduğu yerden
kalkası gelmiyor. İyisi mi böyle oturduğunuz yerde, aşık olduğunuz
kişiyi sosyal medyanın imkanları çerçevesinde dört bir yandan takip
edin. Koyduğu fotoğrafı, hikayesini, şusunu busunu öğrenin durun.
Böylece oturduğunuz yerde küçük küçük heyecanlar yaşamış olursunuz.
Yaz rehaveti böyle ortadan kalkar mı, belki kalkmaz ama huyuna
gidince en azından daha az efor sarf edersiniz. Hem aşkın tadına
varmış olursunuz, hem de parmağınızı bile kaldırmadan.
5-Yıkanın.
Yıkanın. Yani bunu nasıl daha kibar söylemeli? Yıkanın. Yani bu
hepimiz için geçerli. Arada bir de olsa bunu yapmak gerekiyor. Hiç
olmadı yüzümüze bir su serpelim. Oh, ayıldık bile. Ama tabii
yıkanılsa daha iyi.
Duyuru: Yaz rehavetinden kurtarır mı bilmem ama üç
beş kahkaha attırır. Bu akşam benim gösterime gelin. 24 Haziran
Cumartesi 21:00’de “Evlenecek miyiz?” isimli gösterimle BKM Mutfak
Sahne’deyim. Gülüşmeye beklerim. Biletler biletixte ve kapıda.