Adaletsizliğin arkası yarın dizisine çevrildiği memlekette, yine
dizilerdekine benzer, entrikanın zirve yaptığı günler yaşandı. Fark
şu ki, kumandayla kanalı değiştiremiyorsun. Hayatın da bu dehşetli
kurgunun bir parçası.
Ankara Valiliği; Almanya Büyükelçiliği, KuirFest ve Büyülü Fener
Sinemaları işbirliğiyle 16-17 Kasım’da Ankara’da düzenlenmesi
planlanan Alman LGBTİ Film Günleri’ni yasakladı. Eh, bünyeye ayrı
ayrı alerji yapan iki unsur Almanya ve LGBTİ bir araya gelince,
gereği yapılmaz mı? Valla kara mizah yapmıyorum, aynen de böyle
düşünülmüş olmalı. Valilik yasak gerekçesinde, “birtakım toplumsal
duyarlılıklar nedeniyle bazı kesimler tarafından tepki
gösterilebileceği ve provokasyonlara neden olabileceği” ifadelerini
kullandı.
DUYARLIYIM, DUYARLISIN, DUYARLI
Dikkatinizi çekerim –ebilmek fiil kipi ihtimaller için
kullanılır. Gazeteciler, insan hakları savunucuları, avukatlar için
olmayan delillerle geriye dönük tuhaf örgüt bağlantıları icat etme
uygulamasının yanı sıra geleceğe dönük potansiyellerden de bahis
açılıyor nicedir. İşin tuhaf bir diğer yanı da şu: De ki o en
sevdiğim laf olan “birtakım toplumsal duyarlılıklar nedeniyle”
birileri, adı öyle konmasa da tecrübeyle bildiğimiz üzere hedef
gösterme ve akabinde saldırı ve linç girişiminde bulunacak. Yani
böyle bir tehlike var. Bu yönde hatta istihbarat var. Be arkadaş,
senin görevin, asli varoluş gerekçen zaten bunu engellemek ve
insanların hak ve hürriyetlerini korumak değil mi?
Bu ütopik tahayyülleri bir yana bırakarak kendi trajikomik
gerçekliğimize dönecek olursak bu yasağın akabinde Almanya'nın
Avrupa İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Michael Roth, Ankara'daki
Alman LGBTİ Film Günleri’nin yasaklanmasını eleştirdi ve Twitter
hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, "Sanatın özgürlüğü ve azınlık
hakları dokunulmazdır" ifadesini kullandı. Alman Büyükelçiliği
çalışanlarının da karara gökkuşağı bayrağı açarak tepki
gösterdiğini fotoğrafıyla sundu.
Eh, ihale büyütme zamanıdır. Sen misin bir etkinliğin hukuksuz
gerekçelerle yasaklanmasına tepki gösteren, o zaman toptancı
davranırım olur biter. Öyle tek tek elim yoruluyordu zaten.
Kestirip atayım, bitsin. Aynı işte bu üslupla Ankara Valiliği’nden
yeni bir açıklama geldi. Kısaltmaların ne anlama geldiğini
bildiğini de ayrıntılarıyla döken metin hep beraber bakılası:
“Çeşitli sosyal medya ve birtakım yazılı ve görsel medya
organlarından LGBTT (Lezbiyen, gay, biseksüel, transseksüel veya
travesti) ile LGBTİ (Lezbiyen, gay, biseksüel, transgender,
intersex) adıyla çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından,
ilimizin muhtelif yerlerinde birtakım toplumsal hassasiyet ve
duyarlılıkları içeren sinema, sinevizyon, tiyatro, panel, söyleşi,
sergi vb. etkinliklerin gerçekleştirileceği şeklinde bilgiler elde
edilmiştir.
Söz konusu paylaşımlarla halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep
veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini diğer
bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik edeceği, bu
nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlikenin ortaya
çıkabileceği; ayrıca kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel
sağlığın ve ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin
korunmasını tehlikeye düşürebileceği göz önünde bulundurulduğunda
yapılmak istenen organizasyona katılacak olan grup ve şahıslara
yönelik olarak; birtakım toplumsal duyarlılıklar nedeniyle de bazı
kesimler tarafından tepki gösterilebileceği ve provokasyonlara
neden olabileceği değerlendirilmektedir.
Bu nedenlerle 18 Kasım 2017 tarihinden itibaren süresiz olarak
LGBTT-LGBTİ vb. örgütler tarafından ilimizin muhtelif yerlerinde
birtakım toplumsal hassasiyet ve duyarlılıkları içeren sinema,
sinevizyon, tiyatro, panel, söyleşi, sergi vb. etkinlikler, 5442
sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/C maddesine göre ilimiz sınırları
içerisinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa
müteallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması amacıyla gerekli
tedbirlerin alınması kapsamında, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri
Yürüyüşleri Kanunu’nun 17'nci maddesine ve 2935 sayılı Olağanüstü
Hal Kanunu’nun 11/f maddesi hükümleri doğrultusunda valiliğimizce
yasaklanmıştır.”
SATIR ARALARINDA
En sevdiğim kısmı bu gibi vakalarda birtakım kanun ve maddelere
atıfta bulunulması. Hani ortada hukuk devleti varmış izlenimi
uyandırıyor. Oysa satırlarda keyfi bir “yaptırmayız”dan ötesi yok.
Ha elbette bir de satır aralarında “gözümüz üzerinizde” meali…
Süresiz genel ahlak yasağı fantastik bir tamlama. On yıllardır
hak mücadelesi veren, önyargıya, ayrımcılığa, nefret cinayetlerine
karşı duran bir hareketi tam da mücadele konuları üzerinden hedef
kılmak büyük performans. Ankara’daki LGBTİ dernekleri Pembe Hayat
ve Kaos GL, konuya dair ortak açıklamalarında bu acıklı duruma
dikkat çekti: “Ankara Valiliği’nin bu torba yasağa gerekçe
gösterdiği “genel sağlık ve ahlakın korunması”, “toplumsal
hassasiyet ve duyarlılıklar”, “kamu güvenliği” ve “başkalarının hak
ve özgürlüklerinin korunması” ifadeleri apaçık ayrımcılıktır. Bu
karar ile LGBTİ’lere yönelik hak ihlalleri ve ayrımcılık
meşrulaştırılmaktadır.”
İlla da hukuka referans verilecekse, söz konusu kararın ifade ve
örgütlenme özgürlüğü başta olmak üzere pek çok temel hakkı yok
saydığını hatırlatmak gerek. Ama hoş benimki de laf. Sivil toplum
örgütlerinin nasıl görüldüğü Büyükada tutuklamaları ve son olarak
Osman Kavala’nın tutuklanması ile ayan beyan ortada. Kendisi de
aylarca hapiste rehin tutulan Kadri Gürsel, Kavala için uydurulan
suçlamaları ve sözde delilleri tek tek teşhir ettiği yazısında bir
de soru soruyor: “Kavala’nın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Anadolu
Kültür Vakfı, Türkiye’nin Kürt ve Ermeni meselelerine de duyarlı
bir sivil toplum kuruluşu. Osman Kavala, Türkiye’nin sivil toplumu
ile dış dünya arasındaki en etkin ve en önemli bağ idi. Osman
Kavala’nın gerçek suçu bunlar olmasın?”
Tam da bu tahakküme, olağanüstü hali olağanlaştırma girişimine
ve bu genel ahlaka karşı mücadele veriliyor. Çünkü insanın
hayatından ve hakkından rehin ve koz olmaz. Olmayacak.