Kaliteli yerli oyuncu eksikliğinden dolayı sürekli önümüze gelen
kadrodaki kontenjanların nasıl dağıtılacağına karşın tartışma, ki
buna kısaca yabancı oyuncu tartışması diyoruz, çoğu zaman
“yetenekli yetiştirici antrenörümüz yok” çıkmaz sokağına giriyor.
Ya da yetenekli antrenörlerin emeklerinin maddi karşılığını yeterli
seviyede alamadığını konuşuyoruz. Yani tartışma bir şekilde
sistemsel bozukluklara bağlanıyor. Bir şekilde sorunun ne olduğu da
çözümü de biliniyor. Altyapıda çalışan antrenörlerin çoğu bu konuda
ses çıkarmazken bir kısmı da belki de özel bir okulda beden eğitimi
hocalığı bulduğu anda bu sektörden elini eteğini çekiyor. Benim
dediklerim altyapı futbol okullarında 2 sene vakit geçirmiş biri
olarak sadece varsayımdan ibaret fakat, gerçeğe yakın olduğunu
ileteyim.
Türkiye'de altyapıda yetenekli yetiştirici antrenörümüz yok mu?
Var. İlla ki vardır. Ülkenin herhangi bir kahvehanesinde tiki-taka
analizi yapabilecek, 'gegenpressing' nedir bilen, 3-4-3'ün
inceliklerini ve neden en ideal sistem olduğunu anlatabilecek
futbol uzmanları varken, altyapıda da muhakkak yetenekli
antrenörler vardır. Zaman zaman, üretim hatası olarak nitelendirsek
de bu ülkede bir şekilde dünyanın en zirvesindeki takımlara kadar
erişebilecek yetenekli futbolcular çıktığına göre muhakkak ki
onları yetiştiren iyi hocalar da olmuştur. Bu arada ülke sınırları
içinde yetişmiş bir yeteneğin ironiyle de olsa üretim hatası
olduğunu söylemek üretim aşamalarının yeteri kadar analiz
edilmemesine ve “nasıl olsa üretemiyoruz, olan da hatayla oluyor”
tembelliğine de yol açabilir.
GELECEĞİ PLANLAMAK
Geçen seneden bu yana Avrupa'ya açılan futbolcu sayısındaki
artışın nedeni sadece yabancı futbolcu sayısı mı emin değilim.
Çünkü bir futbolcunun transferinde yetenek ve kadroda yer
alamamaktan daha fazlası yatar. Örneğin son dönemdeki artışın
nedenleri arasında hangisini öne koyabiliriz bilemiyorum fakat
etkisi büyük olduğu açıkça ortada olan faktörlerden bazıları,
vizyonu ve iletişim ağları geniş yabancı dil bilen menajerler,
hedeflerini İstanbul'un büyükleri ve A Milli Takımı'na çıkmaktan
daha başka yerlere koymuş genç oyuncular, hep bir seviye daha
fazlasını yapmak isteyen karaktere sahip olmak da olabilir. Merih,
Ozan, Enes, Cengiz, Çağlar isimlerini gururla saydığımız bu
futbolcular sadece yetenekli oldukları için yurt dışında değiller.
Ülke sınırları onlara yetmediği için, başka tecrübelerin
kendilerine katacaklarının çok daha fazla olduğuna inandıkları
için, kendilerini sosyal açıdan da geliştirdikleri için mevcut
transferlerini gerçekleştirdiler. “Bir gün Bundesliga'da oynarsam”
düşüncesiyle Almanca öğrenmek 18 yaşındaki bir gencin yapabileceği
artık ülkeler arası transferler de gerçekleştirecek konumdalar.
FUTBOLDA BEYİN GÖÇÜ
Yetişen bu kadar yetenekli ve vizyonlu gençlerin yanında, belki
de onların takım arkadaşı bile olabilecek yaşta olan vizyonu geniş
bir antrenör çıktı karşımıza. Tuğberk Tanrıvermiş, aslen Siyaset
Bilimi bölümünü bitirmiş üniversitede. Ancak 2008'den beri futbolun
içinde. Oyuncu izleme, maç analistliği, yardımcı antrenörlük
derken, Denizlispor, Kayseri Erciyesspor, Bursaspor, Altınordu ve
Trabzonspor'da yaşadığı tecrübelerin ardından Galatasaray'ın
altyapı antrenörlüğünde görev almaktaydı en son 29 yaşındaki
Tanrıvermiş.
Bir altyapı antrenörürün kulüpten ayrılırken veda mektubu
yazdığı pek fazla görülmemişti. Bu dönemde 1 Süper Lig, 2 Türkiye
Kupası, 2 Süper Kupa ve 1 altyapı Türkiye şampiyonluğu kazanma
mutluluğu yaşaması onda bu gerekliliği yaşatmış olabilir. Gittiği
yer Roma'nın 15 yaş altı takımı oldu. Bugüne dek Türkiye'den
Altyapı Koordinatörü transferi yapılmıştı yurtdışına. Ali Yavaş,
Azerbaycan'da Qabala takımında görev almıştı. Ancak 20'li
yaşlarındayken Almanya, İngiltere'deki futbol eğitimlerine kendi
arzusuyla giden, UEFA'nın teknik direktörlük kurslarına katılıp
Thierry Henry ile aynı seviyeye çekebilen çok fazla antrenör
görmemiştik.
Kendini teknik açıdan geliştirirken diğer yandan sosyal açıdan
da eksik kalmamak için yabancı dil bilgisini geliştirdiğini ve
konuşması oldukça zor olan İtalyancayı akıcı bir şekilde
konuşmasından anlıyoruz. Transferi bile bir ilk olan Tuğberk
Tanrıvermiş ile Roma'nın 15 Yaş Altı bu sezonu şampiyon tamamladı.
Bunu gerçekleştiren ilk Türk antrenör oldu. Bu şampiyon takımdan en
az 3 oyuncu 4 sene sonra A Takımda yer alabilecek seviyeye gelir.
Belki de aralarında çoktan yeni Totti'ler, De Rossi'ler ya da
Zaniolo'lar vardır. Tuğberk, bir dönemin Roma takımının tohumlarını
atıyor. Atsın da, eline sağlık. Fakat Tuğberk ve onun gibi
yetenekliler neden Türkiye'nin futbolcularını yetiştirmiyor? Yeni
Türkiye Futbol Federasyonu'na ilk soru önergem de bu olsun.