Kısa bir süredir İstanbul'dayım. Varacağım yere daha hızlı
ulaşmak için taksiye bindim. Üzerimdeki vişne çürüğü ve akşam
güneşi sarısı renkli tişörtü gören taksici gideceğimiz yeri
sorduktan sonra görevi gereği (!) “Alıyor musunuz Falcao'yu?”
diyerek sohbete başladı. Üstüme baktım klasik Türkiye Milli Takımı
tasarımında olan tişörtümün orta yerinden geçen akşam güneşi sarısı
şeritte yazan AS ROMA'yı görmemiş olacak ki Galatasaraylı olduğumu
düşünüp yönelttiği soruyu normal bir taraftar gibi, “Abi gelmesin
daha iyi. Babalarının parasıymış gibi kullanıyorlar kulübün
parasını. Bonservissiz geliyor da 6-7 Milyon Euro'yu da kendileri
ödemiyor, sonra kulübü batırıyorlar, kampanya yapmak zorunda
kalıyorlar. 33 yaşındaki adama bu para verilmez...” cevabını
verdim.
Taksici şok! İlk defa böyle düşünen bir taraftarla karşılaşmış
ve ilk defa böyle bir cevap almış. Sonra gerçeği, yalnızca gerçeği,
spor muhabiri olduğumu söyledim taksiciye: “Sen o yüzden farklı
düşünüyorsun kardeşim. Ama olsun yine de helal olsun be. Böyle
düşünenler de varmış” dedi ve sonra muhabbet detaylandı: “Bütün
yöneticiler şov peşinde abi, kendi ceplerinden ödeyeceklermiş gibi
rahatça bu paraları zikrediyorlar. Hepsi şov kendilerine itibar
kazandırmak için atıp tutuyorlar...” Taksici durur mu
yaşanmışlıklara girdi. Bir dönem bir kulübün yöneticisinin
şoförlüğünü de yapmış. Yöneticinin adını vermeyeyim durduk yere
ortalık karışmasın fakat birebir çalışmış bir kişi durduk yere en
büyük kulüplerden birinin, çok iyi bilinmeyen ve sık duyulmayan bir
yöneticisinin adını ve soyadını tek seferde söyleyemez değil mi?
“İnanır mısın aynen söylediğin gibiler kardeşim. Kendilerine itibar
yaratacaklar diye neler neler diyorlar. Birinin de bir gün elini
cebine attığını görmedim.”
Galatasaray'da uzun süredir devam eden bir Falcao transferi
operasyonu var. Söylenene göre yıllık 6-7 Milyon Euro'ya oyuncuyla
anlaşılacakmış. Sosyal medyada taraftarların da futbolcunun
transferinin bir an evvel bitirilmesine dair ısrarlı bir talebi
var. Yaklaşımlarına göre bu transfer için 6-7 milyon Euro hiçbir
şeymiş. Hatta Falcao klasındaki, kariyerindeki bir oyuncuya bu
paranın verilmesi normalmiş. Şampiyonlar Ligi'nden gelen parayla bu
transfer çok kolayca halledilebilirmiş. Miş miş miş de muş muş
muş...
Hayatlarında, 6-7 Milyon Euro'yu geçtim, 60-70 bin lirayı yan
yana görmemiş taraftarların hem ülkenin hem de kulüplerin içinde
bulunduğu ekonomik krizi göz ardı ederek, bu transferlerin
ilerleyen yıllarda kulüplerin başlarına açtığı problemleri daha
öncekilerin yaşadıklarından yola çıkıp ön göremeden bu transferler
hakkında kulüplerine baskı yapmalarına hiçbir zaman anlam
veremeyeceğim. Seneye 34 yaşına girecek olan ve artık satış yaparak
para kazandırmayacak oyuncuların kulüplere verdiği zararları
görmemek ise körlükten başka bir şey değil. Bu ve benzeri transfer
girişimlerine detaylı ve akılcı yaklaşıp transferin kulübe vereceği
zararları öngörüp oyuncunun gelmemesini isteyene ise, “Sus be X
takımlı sana ne oluyor” denilerek cevap verilmesi ise düşüncesizce
bir refleksten başka bir şey değil.
Geçen haftaki yazımda belirttiğim gibi bu ligin yayıncısının
ücrette indirime gitmesini istemesi ligin değerinin reel olarak
düştüğünün bir kanıtı. Henüz bu konuda resmileşmiş bir şey olmasa
bile yayıncı bu ligden zarar ettiğini söyledi. Yani bu ve benzeri
meblağlar karşılığında transfer edilecek futbolcuların paraları
yayıncıdan elde edilecek gelirlerle ödenecek durumda da değil.
Şampiyonlar Ligi'nden elde edilen gelirlerin de yüksek ücretli
futbolcuların paralarına yetmediğinin en büyük kanıtı da
Beşiktaş'ın içinde düştüğü durum. Falcao Galatasaray'a gelir mi?
Gelir ancak yanında da ilk fırsatta avukatıyla UEFA'ya göndereceği
ihtar dilekçesini de hazır getirir. Zaten oyuncu almakta zorlanan
kulüplerinizin daha da zorlanmasını ve seneye transfer yapamamasını
istiyorsanız buyursun gelsin Falcao Bey. Ama gelmesi hiç de
hayırlara vesile olacak gibi değil.