Müzikli Atlas | Filistin’in devrimci müziğine işitsel bir yolculuk

Onlarca yıldır vatansız yaşayan bir toplumun hikayesini en iyi anlatanlardan biri, Filistinli şair Mahmud Derviş. Şiirleri nesillerdir mülteci kamplarına sıkıştırılmış bir halka devrimci bir merhem olur. 1980’de kurulan Kudüs merkezli Sabreen grubunun ismi ise, Türkçe’ye de Arapça’dan geçen ‘sabır’ ile aynı kökten geliyor, anlamı ise ‘Sabredenler’ ya da ‘Sabırlılar’.

Kavel Alpaslan kalpaslan@gazeteduvar.com.tr

Bir süredir gündem yoğunluğu ile birlikte Müzikli Atlas yolculuklarımıza ara vermek durumunda kalmıştık. Kaldığımız yerden devam etmeden önce atacağımız ilk adımın Filistin’in toplumsal mücadeleler tarihine dokunması yerinde olabilir.

Uzun yıllardır devam eden her ulusal özgürlük mücadelesi, aynı enginlikte kültürel birikimi de beraberinde getirir. Yılların zulmü ve direnişi, o mücadelenin içerisinden çıkan insanların sanatsal ufkunu da derinleştirir. Bu yüzden bir halkın mücadelesini anlamlandırmaya çalışıyorsak eğer, müzik bize yardımcı olabilir.

TEMENNİLER ÜZERİNE

Filistin, 75 yıldır son derece eşitsiz koşullar altında yalnız bir direniş pratiği gösteriyor. Uluslararası destek işgalcilere askeri ve mali yardım sunup işlenen savaş suçlarına karşı ‘dokunulmazlık’ sunarken, Filistin’in payına sadece hamasi söylemler düşüyor. Onlarca yıldır vatansız yaşayan bir toplumun hikayesini en iyi anlatanlardan biri, Filistinli şair Mahmud Derviş. Şiirleri nesillerdir mülteci kamplarına sıkıştırılmış bir halka devrimci bir merhem olur. Filistin’in devrimci müziğinde de Derviş’in ismine sıkça rastlıyoruz.

Örneğin Kudüs merkezli Sabreen grubu. 1980’de kurulan grubun ismi, Türkçe’ye de Arapça’dan geçen ‘sabır’ ile aynı kökten geliyor, anlamı ise ‘Sabredenler’ ya da ‘Sabırlılar’. Müziğini illa dünyadaki akımlardan birine yerleştirmemiz gerekseydi, belki biraz zorlayarak Latin Amerika’daki Nueva Cancion’a yakıştırabilirdik. Dukhan al-Barakin (1999) yani Volkanların Dumanı albümünde yer alan bir şarkı bize Derviş’in ‘Temenniler Üzerine’ şiirini seslendiriyor.

“Söyleme bana: / Keşke bir ekmek satıcısı olsaydım Cezayir’de. / Şarkı söylemek için bir devrimciyle birlikte. / Söyleme bana: / Keşke bir çoban olsaydım Yemen’de / Şarkı söylemek için zamanın titreyişine. / Söyleme bana: / Keşke bir kafede garson olsaydım Havana’da. / Kederli kadının zafer şarkılarını söyleyebilmek için. / Söyleme bana: / Keşke bir küçük hammal olarak çalışsaydım Asvan’da, / Kayalara şarkı söylemek için. / Arkadaşım! / Dökülmeyecek ne Nil Nehri Volga’ya / Ne Kongo ne Ürdün Nehri Fırat’a. / Her nehrin vardır bir kaynağı, yatağı ve hayatı! / Arkadaşım! … Verimsiz değildir toprağımız bizim, / Her toprağın vardır doğuş vakti, / Her şafak bir devrimci ile buluşmadır!”

Fakat Temenniler Üzerine şiirini uyarlayan ilk grup Sabreen değil. 1966-1976 yılları arasında müzik yapan Al-Bara’em (Tomurcuklar) isimli Kudüs merkezli müzik grubu, daha farklı bir şekilde işliyor.

Al-Bara’em aynı zamanda Filistin’de rock'n roll’un öncüsü olarak da anılıyor. Tabii grup üyelerinin yaşamını çevreleyen atmosferin yoğun siyasi ortamı, ister istemez yaptıkları müziğe yansıyor.

İNSAN ÜZERİNE

Yine Sabreen’e dönecek olursak eğer, gurubun ‘İnsan Üzerine’ isimli şarkısı belki bugünkü başlığımızı en iyi ifade eden şarkılardan. Sözleri Mahmud Derviş’e ait olan bu şarkı hem Filistin tarihini hem de Filistinlilerin ruh halini devrimci bir perspektifle ele alıyor:

“Ağzını tıkayıp, ellerini ölüm kayasına bağladılar onun, / 'Sen katilsin' dediler! / Yemeğini, kıyafetlerini ve bayraklarını elinden aldılar, / İdamlık hükümlülerin hücresine attılar onu, / 'Hırsızsın' dediler! / Bütün limanlardan kovdular onu, / Genç sevgilisini elinden aldılar, / 'Mültecisin' dediler! / Ey gözleri ve elleri kanayan, / gecenin ömrü kısa / ne zindan ne de zincirlerin halkaları sonsuza kadar sürmeyecek. / Nero öldü, Roma değil: / Gözleriyle kavga ediyor, / Bir başağın taneleri kurusa da / Vadiyi başaklar dolduracak yakında.”

ANNEME

Müzikli Atlas seyahatimizi Lübnan ile başlatmış, Marsil Halife’nın da çeşitli şarkılarına kulak vermiştik. Mahmud Derviş’in pek çok şarkısını besteleyen Halife’nin ‘Rita ve Tüfek’ eserini bugün bir kez daha dinleyebiliriz.

Çoğu kimsenin tahmin ettiğinin aksine şiirde geçen Rita aslında bir Filistinli değildir; Derviş’in gençlik dönemindeki Yahudi sevgilisi Tamar Ben Ami’dir. Ancak 1967’de Ben Ami’nin İsrail Hava Kuvvetleri’nde asker olmasıyla birlikte ilişkileri sona erer. Ardından bize Derviş’in şiiri ve Halife’nin de bir o kadar etkileyici yorumu kalır:

“Bir tüfek… Gözlerim ve Rita arasında / Rita’yı tanıyan, eğilir / ve dua eder / o bal gözlerdeki kutsallığa / Ve öptüm Rita’yı… / o küçükken daha / Ve hatırlarım nasıl sıkıca tutunduğunu bana, / ve kolumun o en tatlı zülfe dolaşmasını / ve hatırlarım Rita’yı / tıpkı serçenin gölünü hatırladığı gibi… / Ah Rita… / Aramızda milyonlarca serçe ve bir resim / çokça da vaat var. / Ateş etti hepsine, bir tüfek… / Rita’nın adı bayramdı dudağımda / bedeni düğündü kanımda / Ben ki kayboldum Rita’da iki sene / kollarımda uyudu Rita iki sene / Kadehlerin en güzeline sözleşmiştik ve yandık / dudakların şarabında, / ve doğduk bir kez daha / Ah Rita / gözlerini gözlerimden ne alıkoyabilirdi ki / bir iki uyuklama ve / bal rengi bulutlar dışında / bu tüfekten önce / Bir varmış bir yokmuş… / Ey akşamın sessizliği / bir sabah mehtabım (Ay), / göç etti o bal gözlerde. / Ve şehir… / süpürdü tüm şarkıcıları ve Rita’yı / Bir tüfek… Gözlerim ve Rita arasında…”

Halife’nin bestelediği ve henüz işlemediğimiz bir diğer Derviş şiiri ise Anneme’dir. Rita ve Tüfek ile aynı albümde yer alan bu şarkının sözleri yine dikkat çekicidir. Mahmud Derviş, Anneme şiirini oldukça genç bir yaşta, siyasi nedenlerle İsrail güçlerinde gözaltına alındığı nezarette kaleme alır. Kendisinin en ünlü şiirlerinden biri olarak görebileceğimiz eserinde ‘anne’ aynı zamanda ‘anayurt’ Filistin için kullanılan bir metafor olarak da görülebilir. Halife’nin bu şiire kattıkları ile birlikte etkileyici dizeler daha da yükseklere erişir.

“Annemin ekmeğini özlüyorum / Kahvesini, / Ve dokunuşunu… / Büyüyor içimde çocukluğum / Günden güne / Yaşamaya tutkunum ben, çünkü / Eğer ölürsem, / Utanırım annemin gözyaşlarından! / Beni al, eğer bir gün dönersem / Kirpiklerine örtü olarak / Kemiklerimi ört / Topuklarının temizliği ile yıkanmış çimenlerle / Bağla beni… / Bir tutam saçla… / Elbisenin eteğinden sallanan bir iple… / Ben Tanrı olabilirim / Tanrı olabilirim… / Kalbinin derinliklerine dokunduğum zaman! / Beni koy, eğer dönersem / Ateşine odun olarak… / Ve evinin çatısına çamaşır ipi olarak… / Çünkü ben ayakta durmaktan aciz kaldım / Senin sabah duaların olmadan / Yaşlandım, geri döndür beni çocukluğumun parlak zamanlarına / Ki eşlik edeyim / Küçük serçelere / Dönüş yolunda… / Seni beklediğim kuş yuvasına!”

UNADİKUM

Son olarak biraz daha aşina olduğumuz bir şarkının hikayesinden bahsedelim. Bugün 'Unadikum' Filistinlilerin İsrail işgaline karşı direnişiyle özdeşleşen şarkılardan biri. Şarkının hikayesini yıllar önce Mısırlı ut sanatçısı Şeyh İmam’ın hikayesinden bahsederken anlatmıştık, bugün tekrar hatırlayabiliriz.

Türkçe 'Sana Sesleniyorum' anlamına gelen bu şarkının sözleri Tevfik Zeyyad'a ait. Sovyetler Birliği'nde edebiyat eğitimi aldıktan sonra 'İsrail Komünist Partisi' diyebileceğimiz Rakah'tan Nazareth bölgesine belediye başkanı seçilen Filistinli şair, 1973'te de İsrail meclisi Knesset'e Rakah listelerinden girer. Şeyh İmam ise Filistin direnişinin sembol şarkılarından Unadikum'u ilk kez müziğe uyarlayan kişidir.

“Sana Sesleniyorum / Tutuyorum ellerini / Ayağının altındaki toprağı öpüyorum / Ve sana / Senin hayatın için / Kendi hayatımı teklif ettiğimi söylüyorum. / Gözlerimin ferini hediye ediyorum sana / Yüreğimin sıcaklığını. / Yaşadığım dert senin felâketinin bir parçası. / Sana sesleniyorum. / Tutuyorum ellerini. / Kendi yurdumda ne aşağılandım / Ne de küçük düşürüldüm. / Karşılarına dikildim zalimlerin / Yetim, çıplak ve yalınayak. / Kanımı avucumda taşıdım. / Asla düşürmedim yere bayrağımı / Atalarımın mezarlarındaki yeşil otlara / Bekçilik ettim. / Sana sesleniyorum. /Tutuyorum ellerini.”

Daha sonra Lübnanlı sanatçı Ahmed Kabur farklı bir besteyle söyleyecektir -ki Kabur'un versiyonu biraz da güncelliğinin etkisiyle günümüzde daha popülerdir.

Dilimize yabancı bir şarkı değil Unadikum. Bandista grubu şarkının bestesine, Ki Buradayız Hâlâ (2014) albümünde kendi uyarlamasıyla yer vermiştir.

*

Yazıyı daha fazla boğmadan, sizin zamanınızı da daha fazla çalmadan bugünlük bu kadar diyelim. Ne de olsa mutlaka Filistin’in devrimci müzik tarihine geri döneceğiz. Haftaya dünyanın farklı bir köşesinden toplumsal mücadeleler tarihinin farklı izleklerine yapacağımız işitsel seyahatlerde görüşmek üzere.

(Yazıda geçen şarkılara ve daha fazlasına ulaşmak için çalma listesi: https://open.spotify.com/playlist/59Bfx8xOo3rX0q2ekIe9uM?si=1cf309ddce944a4c&pt=f481139aa2e7fbbbea7c3cb145fc6c0f )

Tüm yazılarını göster