Kuzey Makedonya’nın Oscar adayı Honeyland ve Fransa’nın Oscar adayı Sefiller bu hafta vizyona girdi. Neredeyse tümü Türkçe olan Honeyland belgeseli Türkiye adına yarışmasa da Türkçeyi uzak diyarlarda duyuran bir yapım oldu. Bu hafta Honeyland vesilesiyle farklı ülkeler namına Oscar yarışına düşen Türkçe filmlerden beis açalım...
Bu hafta vizyona Oscar yarışında Yabancı Dilde En İyi Film’e
aday iki film giriyor. Kuzey Makedonya’nın Oscar adayı Honeyland ve
Fransa’nın Oscar adayı Sefiller bu hafta vizyonda. Oscar yarışı son
düzlüğe girdi. Bu yıl listelerde benim nazarımda en dikkat çekici
şey ortaya çıkan çok dilli yapı. En İyi film dahil 6 kategoride
Kore filmi Parazit aday olurken, en iyi belgesel kategorisinde
Makedonya’nın Oscar adayı Honeyland da yer alıyor.
Belgeselde, Hatice Muratova Makedonya’nın sarp dağlarında bal
toplayarak geçimini sağlayan azimli bir Makedon Türküdür. Doğayla
kurduğu ilişki bir sömürü ilişkisi değil, adeta doğayla tümleşik
bir canlının yaptığı gibi çiçeğin, böceğin de hakkını veren,
arıların bütün ballarını almadan onların da yaşam konforunu koruyan
bir karakter olarak karşımıza çıkar. Endüstrileşen bal ticaretine
karşı Muratova olanca doğallığıyla adeta insanlığın son temsilcisi
gibi onurlu bir mücadele veriyordur. Oldukça başarılı bir
sinematografiyle çekilmiş olan belgesel, büyük ekranda izlenmeyi
hak eden bir yapım.
Fransa’nın Oscar adayı Sefiller, Victor Hugo’nun
Sefiller romanının geçtiği yerde günümüzde yaşayan
banliyölerdeki çeteleşmiş gruplarla, kirlenmiş polislerin
ilişkisini o mahalledeki çocukların gözünden yansıtmayı seçen,
Afrika kökenli siyahi yönetmen Ladj Ly’nin ilk uzun metraj filmi.
Güncel Paris dinamiklerini oldukça gerçekçi bir tabloyla yansıtan
yapım, yönetmenin yoksul banliyö mahallerine uzak olmadığını
hissettiren bir çalışma.
TÜRKÇE MAKEDON BELGESELİ
Honeyland’ı izlerken belgeselin ana karakteri olan Hatice
Muratova’nın Makedon dağlarında konuştuğu Türkçenin duruluğunu da
izlemiş olacağız. Neredeyse bütün belgesel Türkçe olan bu yapım bir
anlamda Türkiye adına yarışmasa da Türkçeyi uzak diyarlarda duyuran
bir yapım oldu.
Oscar yarışında Türkiye’nin şansı hiç yaver gitmedi. Ama Türkçe
filmler bazen farklı ülkeler namına bu yarışa katılıp Oscar yoluna
düştüler. Bu hafta Honeyland vesilesiyle farklı ülkeler namına
Oscar yarışına düşen Türkçe filmlerden beis açalım.
Susuz Yaz, Uçurmayı Vurmasınlar, Piyano Piyano Bacaksız, Manisa
Tarzanı, Eşkıya, Gönül Yarası, Dondurmam Gaymak, Takva ve Bal
Türkiye’nin heykelcik için Amerika’ya yolladığı filmlerden.
Oscar yarışında Türk sineması bir türlü istediği başarıyı
yakalayamadı. Çok yaklaştığı yıllar oldu. Özellikle Üç Maymun ve
Bir Zamanlar Anadolu’da filmleri Oscar alacak potansiyeli olan
filmlerdi. Türk sinemasının Oscar adaylığı konusunda en büyük
başarı 2009'da elde edildi. Üç Maymun ilk 9'a girdi. İlk beşe giren
filmimiz olmadı. Politik sebeplerle Türkiye’nin Oscar yarışına
yollamadığı filmler de oldu. 1982’de Cannes Film Festivali’nde
Altın Palmiye ödülü kazanan Yol filmi Oscar yarışına
yollanamamıştı. Darbeci generaller yasakladıkları bir filmle Oscar
yarışına giremezlerdi kuşkusuz.
'YABANCI' TÜRKÇE FİLMLER
Farklı ülkelerin aday gösterdiği Türkçe filmler Türkiye’nin
gösterildiği filmlerden daha başarılı oldu. 1990’da Anadolu’dan bir
ailenin İsveç’e göç etmesini anlatan Umuda Yolculuk, Oscar
yarışında birinci olmuştu. Umuda Yolculuk, Xavier Koller
yönetiminde çekilmiş, Türkiye’de yaşayan Maraşlı Alevi bir ailenin
yasa dışı yollarla hiç bilmedikleri İsviçre’ye girmeye çalışmasını
anlatıyordu. Film; İngiltere, İsviçre ve Türkiye’nin ortaklığında
yapılmıştı. Senaryosunu Feride Çiçekoğlu’nun yazdığı yapımın
başrollerini ise Nur Sürer, Necmettin Çobanoğlu, Emin Sivas, Yaman
Okay ve Mathias Gnadinger paylaşmışlardı. İsviçre adına yarışan
film, Oscar başarısını bir Anadolu hikâyesiyle Xavier Koller’in
kariyerine yazdırmasını sağlamıştı.
Nihat Seven’in 2014 yapımı Uzun Yol Filmi de İngiltere namına
Oscar yarışına aday olmuştu. Evlendiği eşi ve çocuğundan uzaklaşıp
kumar masalarıyla yakın ilişki kuran bir kamyon şoförüne odaklanan
film, Oscar’da başarı gösteremedi ama yıllar sonra ilk defa Türkçe
bir film farklı bir ülkenin adayı olmuştu. Avrupa ülkelerinde bu
ödülü hiç alamayan az sayıdaki ülkeden biri İngiltere. Belki de ilk
defa “Güneş Batmayan İmparatorluk” İngilizce'den ötürü bir başarı
kıstasında geriye düşmüş oldu. Zira ödül, İngilizce çekilmeyen
filmlere veriliyor. İngiltere’nin birkaç sefer aday olmuşluğu var
ama bu aday filmler Galler’de çekilen Gallerce filmlerden ibaret.
Bu yüzden İngiltere, ortaklığı olan farklı dillerdeki filmlerle
Oscar yarışına dahil oluyor. 2016 yapımı Korkunun Gölgesinde filmi
de İran kökenli Babak Anvari’nin Farsça çektiği çok başarılı bir
korku filmi olarak İngiltere’nin Oscar adayı olmuştu.
Deniz Gamze Ergüven’in 2015 yapımı filmi Mustang, aynı yıl
Türkiye’de geçen Türkçe bir film olarak Fransız yapımcısının
varlığından ötürü Fransa’nın Oscar adayı olmuştu. Yönetmen Türkiye
yerine Fransa adına aday yapılma serüvenini şu şekilde anlatıyor:
“Her şey çok hızlı gelişti, Türkiye’nin hayır dediği günün ertesi
günü, Fransız yapımcı Fransa’da aday gösterilmesi için yasal
başvuru yaptı. İlk noktadan itibaren biz filmi prodüksiyondan
çıkarttığımız andan itibaren Fransa sarıldı filme. Ben Fransız
Kültür Bakanlığı'na davet edildim, tamamen kucaklandı. Zaten Cannes
Festivali'nde Fransa’yı temsil etmiştim. Beni tamamen benimsediler
hiçbir ayrım yapmadan. Ben onların gözünün önünde büyümüş bir
yönetmenim, yapımcım Fransız.’’(https://www.amerikaninsesi.com/a/oscar-adayi-yonetmen-otekilestirdim/3084436.html)
Fazlaca oryantalizm kokan Mustang’ın festivallerde önü oldukça
açıktı. Oscar yarışında da son beş filme kaldı. Oscar alamasa da
yönetmenin kariyerine inanılmaz bir katkı yaparak Hollywood’a
transfer olmasını sağlamıştı. Hollywood’da çektiği ikinci filmi
Kings’te, 1992’de Afrikalı kökenli ABD vatandaşı Rodney King’i darp
eden polislerin serbest bırakılmasıyla başlayan Los Angeles
olaylarını konu edindi. Bu filmde ilk filmin yaptığı etkiyi
yapamasa da Oscar akademisine de seçilen yönetmen, ilk uzun metraj
filmiyle edinilmesi zor bir kariyer sıçraması yakalamış oldu.
Yabancı Filde En İyi Film kategorisi Oscar ödülünün dünya
sinemasına bıraktığı küçük bir pencere. Ve bu pencereden son
yıllarda olanca yakıcılığıyla sarsıcı güneş Hollywood’un üstüne
doğru gelmeye başladı. Öyle ki artık bu kategori de olanlar öteki
kategorilere de uzanmaya başladılar. Amour ve Roma filmlerini
istisna görürken bu yıl Parazit 6 dalda aday oldu. Ülke
sinemalarının gözle görünür hale gelen yükselişi sinemanın hakim
yapılarının da artık daha fazla farklı dillerde çekilen filmlere
alan açmaya mecbur kaldıklarını gösteriyor. Bu genişleyen çerçeve
içinde umarım Türkçe çekilen filmler de kendilerine daha fazla yer
bulmaya devam edecekler.