Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim: Daha ligin ilk
haftasında böyle bir sahada futbol oynamanın bir bedeli olmalı.
Birileri hesap sormalı ve o bedeli sorumlularına ödetmeli. Aksi
takdirde federasyon değişir, Süper Lig’in logosu, kupası değişir,
ama aslında her şey aynı kalır.
Artık saha kenarında Jose Mourinho’yu görüyorsak, ligin
şampiyonluk adayları bir oyuncunun bonservisi için 20 milyon
euro’lara kadar çıkabiliyorsa, bir zahmet maçlar da futbol
sahalarında oynansın, patates tarlalarında değil. Bu şartlarda
Süper Lig maçlarını ne seyretmenin ne de yorumlamanın bir anlamı
kalıyor. Böyle bir zeminde çok sayıda hatalı pas yapan bir
futbolcuyu ya da takımına pozitif bir oyun oynatamayan bir teknik
direktörü nasıl eleştirebilirsiniz ki? Bu hakkaniyetli olur mu?
THOMAS REİS’IN ÖNDE BASKISI
Maça dönecek olursak, Beşiktaş’ın sezonun ilk iki resmî maçında
iki farklı topsuz oyun örneği sunduğunu söyleyebiliriz. İlkinde
Galatasaray’a karşı önde baskıya dayalı bir planla farka koşmuştu
siyah-beyazlılar. Dün akşam ise Samsunspor’a karşı daha ziyade
oyunu geride kabul ederek kazandı. Şimdi bir de takımın toplu
oyunda neler yaptığını görmek gerek. Haftaya içerde oynanacak
Antalyaspor maçı bunun için ideal duruyor.
Yine de dün akşamın ilk yarım saatinde de bu anlamda bir şeyler
gördük. Her ne kadar gördüklerimiz Beşiktaş açısından çok iç açıcı
olmasa da. Galatasaray maçı Ciro Immobile’nin 21. saniyedeki
golüyle 1-0 başlamasaydı, oyunun gidişatı nasıl ilerlerdi
bilemeyiz. Ancak dün akşam Rafa Silva’nın golüne dek topun daha çok
Beşiktaş’ta kaldığına ve Samsunspor’un bu süre boyunca
siyah-beyazlıları çok rahat bir şekilde etkisizleştirdiğine
tanıklık ettik.
Sezona olağanüstü bir galibiyetle başlayan bir büyük takıma
karşı önde basmayı tercih eden Samsunspor’un yeni teknik direktörü
Thomas Reis’ı tebrik etmek gerek. Beşiktaş’ın iki stoperi Gabriel
Paulista ve Omar Colley’in ayak kalitesinin çok iyi olmamasını
fırsat bilen Reis, iki stoperin oyun kurmasına izin verip onun
yerine siyah-beyazlıların en önemli oyun kurucusu Al-Musrati’ye
basmayı tercih etti. Bu görevi de Olivier Ntcham’a verdi.
Musrati’ye çok etkili bire bir baskı yapan ve rakibinin oyun
kurmasına neredeyse hiç izin vermeyen Kamerunlu orta saha oyuncusu
ise üstlendiği bu görevi kusursuza yakın uyguladı.
RAFA SİLVA’NIN İLK DOKUNUŞU
Kazandıkları topların ardından çok net olmasa da pozisyonlar da
bulan Samsunspor, buna karşın kale önünde soğukkanlı kalamadığı
için oyun üstünlüğünü skora yansıtamadı. İki takımın hücumcuları
arasındaki kalite farkı ise 31. dakikada çıktı. Semih Kılıçsoy’un
zayıf ayağıyla verdiği olağanüstü pasına hareketlenen Rafa Silva,
aldığı pasla aynı güzellikteki ilk kontrolü, top sürüşü ve son
vuruşuyla Beşiktaş’ı öne geçirdi.
Beşiktaş’ın yakın döneminde çok iyi katkı aldığı iki 10 numarası
olmuştu: Jose Sosa ve Anderson Talisca. Biri yaratıcılığı, diğeri
skorerliğiyle öne çıkan iki oyuncunun ardından Rafa Silva ise bu
ikisinin karışımı gibi. Hem yaratıcı hem skorer. Üstelik bu iki
oyuncuya göre çok daha hareketli. Dar alanda o kadar çabuk ki, topa
ilk dokunuşundan sonra onu tutabilmek çoğu zaman imkânsız bir
göreve dönüşüyor. Süper Lig’deki savunma kalitesini ve takımların
birbirinde verdiği alanları da düşünürsek, Rafa bu sezon bittiğinde
sıra dışı istatistiklerle karşımıza çıkabilir.
VAN BRONCKHORST’UN HAMLELERİ
Portekizli yıldızın golünden beş dakika sonra bu defa iyi
çalışılmış bir duran top setinin sonucunda Paulista’nın kafa
golüyle farkı bir anda ikiye çıkaran Beşiktaş, bu golün ardından
ise bambaşka bir oyuna geçti. Topun daha çok Beşiktaş’ta kaldığı ve
Samsunspor’un etkili ön alan presiyle siyah-beyazlıları zorladığı
ilk otuz dakika, yerini ev sahibinin daha çok topla oynadığı,
Beşiktaş’ın ise takım hâlinde topun arkasına geçtiği ve Giovanni
van Bronckhorst’un giderek daha reaktif bir oyun planına döndüğü
bir senaryoya bıraktı.
71’de tıpkı Galatasaray maçında olduğu gibi Semih’in yerine Jean
Onana’yı oyuna alan ve orta alanı üçleyen Hollandalı teknik
direktör, 78’deyse bu kez Rafa Silva’nın yerine yeni transfer
Emirhan Topçu’yu oyuna alarak beşli savunmaya geçti. Kenarda topun
daha çok Beşiktaş’ta kalmasını sağlayabilecek Ernest Muçi ve Salih
Uçan gibi seçeneklere sahipti. Ama onları düşünmeyip tamamen
karşılama oyununa yönelik hamleler yaptı. Nitekim maçı bitiren
11’de üç stoper, iki sağ bek, iki defansif orta saha, bir sol bek
ve Gedson Fernandes vardı. Başka bir deyişle, Beşiktaş’ın kâğıt
üzerindeki tek hücumcusu Jackson Muleka’ydı.
Maç sonunda takımın daha stabil bir görüntüye kavuşması için bu
değişiklikleri yaptığını söyleyen Van Bronckhorst’u ise anlayışla
karşılamak lâzım. Muhtemelen tüm teknik direktörlük kariyeri
boyunca sahaya sürdüğü en negatif kadrolardan biri dün akşam maçı
bitiren Beşiktaş 11’iydi. Ama korkunç bir sezonun ardından yeniden
maç kazanma alışkanlığı kazanabilmek için takımın şu anda ihtiyacı
olan şey belki de bu tutucu tavırdır.
Samsunspor maçı, Beşiktaş adına iki şeyin altını kalın
çizgilerle çizdi: Birincisi; siyah-beyazlıların Rafa Silva ve Ciro
Immobile ile takviye edilen hücum kalitesinin, iyi oynamadığı
maçları dahi bir anda kazanmalarını sağlayacak kadar üst düzeyde
olduğu. İkincisi ise Beşiktaş’ın bu geri dörtlüsüyle nitelikli bir
pres yediğinde oyun kurmakta ne kadar zorlandığı.
Başka bir deyişle şu da söylenebilir; Beşiktaş’ın acilen geri
hattıyla ileri hattı arasındaki kalite farkını kapatması gerekiyor.
Aksi takdirde Samsunspor başaramasa da aradaki boşluktan sızacak
pek çok rakip olabilir.
