Rusya basınında geçen hafta: 'Türkiye, Ukrayna savaşından kârlı çıktı'

Kommersant gazetesi, Ukrayna savaşıyla ilgili "Türkiye çatışmadan en kârlı çıkan ülkelerden biri. Rusya’nın askeri operasyonuna karşı çıkıyor, Moskova ile yapıcı ilişkilerini de koruyor" mesajı verdi.

Abone ol

Hazal Yalın

Rusya basınında geçen hafta yer alan haberlerde, Ukrayna savaşından bazı ülkelerin kârlı çıktığına ilişkin analizlere yer verildi. Russian Council gazetesi, bu ülkeler arasında Türkiye'nin önemli bir konum elde ettiğine dikkat çekti. Kommersant gazetesi de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in "Şimşek hızıyla yanıt vereceğiz" şeklindeki çıkışını eleştirdi.

Rusya basınında öne çıkan haberler şu şekilde:

'HANGİ ÜLKELER SAVAŞTAN KÂRLI ÇIKIYOR?'

"Türkiye, çatışmadan en kârlı çıkanlardan biri. Türk diplomasisi Rusya’nın askeri operasyonuna karşı çıkıyor, Rusya’nın harekâtını kınıyor ve NATO müttefikleriyle dayanışma gösteriyor. Ancak Moskova ile yapıcı ilişkilerini de koruyor. Türk şirketleri, batılı firmaların çıkmasıyla boşalan bir dizi yeri doldurabilir. Türkiye, ulaştırma için de özgün bir merkezi hale geliyor. Ankara aynı zamanda çatışmanın çözümünde arabulucu rolü oynamaya çalışıyor. 

Kârlı bir diğer ülke de Azerbaycan. Bakü Moskova ile ortaklık ilişkilerini koruyor ama fazla bir yükümlülük altına da girmiyor. Mevcut kriz Azerbaycan petrolüne talebi de hızla artırıyor; ülke önemli bir gelir elde edecek. Azerbaycan aynı zamanda ABD, İngiltere, AB ve diğer batılı oyuncularla da ortak olarak kalıyor. 

Ermenistan da çatışmadan kendi ikramiyelerini alıyor. Bilişim alanında çalışan Rusyalı işadamları Erivan’ı tercih ediyorlar. Ülke, beşeri sermaye akışına uğruyor; bunun olası iktisadi etkileri de görülecektir. Bununla birlikte hassasiyetini koruyor. Gürcistan’a da Rusya’dan bir göçmen akışı var. Gürcistan’ın temel kaygısı, Ukrayna’daki olaylar devam ederken toprak çatışmalarına yol açmamak. Gürcistan’ın kâr zarar dengesi henüz belli değil. 

Kazakistan da Rusya’nın iş dünyası için kritik bir rol oynuyor. Buraya da beşeri sermaye akışı mümkün. Kazakistan’ın Rusya ile uzun sınırı, Rusya’ya ihracat kapısı olmaya olanak veriyor. Yetkililer, batının yaptırımlarının etrafından dolanmaya yardımcı olmayacaklarını söylemişlerdi. Ama batılı şirketlerin bıraktıkları boşlukları doldurabilirler. Ayrıca Azerbaycan gibi enerji kaynaklarında fiyat artışından da kazanıyor. 

Türkmenistan’ın doğalgaz fiyatlarındaki artıştan hissedilir bir avantaj sağlaması mümkün. Kırgızistan ve Tacikistan ise pazarın kısılması yüzünden Rusya’dan para akışının kısılmasından ötürü kaybediyorlar. Özbekistan bu bağlamda daha büyük ölçekli ekonomisi sayesinde daha istikrarlı. 

Belarus batının şiddetli yaptırımlarını hissedecek. Bunları kısmen Rusya ile derinleşen ticari ilişkileriyle telafi edecektir. Ama Rusya pazarının daralması yüzünden bu ortaklığın etkisi beklenenden az olabilir. Moldova çatışmadan kaybediyor. Ukrayna’dan çok sayıda mülteci alıyor. Brüksel, mülteciler için mali yardımda bulunacaktır. Ama ekonomi üzerinde gene de büyük bir etkisi olabilir. Tahran’ın önünde özgün bir imkanlar penceresi var. Dünya pazarında petrol kıtlığı riski, ABD’yi yaptırımlarda zayıflamaya teşvik edebilir. 

Kuzey Kore’ye gelince, en büyük rakipleri ABD, Japonya, Güney Kore kayıplarıyla da olsa kazanıyor. Ama bu kayıplar hayati değil, bunlar Pyongyang için doğrudan doğruya kâr hanesine de yazılmıyor. Ama batının karşısına çıkan çok daha tehlikeli bir hasım var, o da dev gölgesiyle Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'ni (KDHC) örtüyor." (İ. Timofeyev / Russian Council, 25 Nisan)

'PUTİN SERT ÇIKIŞ YAPMASA DAHA İYİYDİ'

"Putin 27 Nisan’da, Rusya Federal Meclisi Yasama Üyeleri Konseyi önünde yaptığı konuşmada ansızın sertleşti. Ve belki de söylenmese daha iyi olacak bir şey söyledi: 'Eğer meydana gelen olaylara dışarıdan karışmak niyeti güdecek ve Rusya için, bizim için kabul edilemez stratejik karakterde tehditler teşkil edecek olan varsa, bilmelidir ki, karşı darbelerimiz şimşek gibi, hızla gelecektir. Bunun için bütün vasıtalara sahibiz. Şu anda kimsenin övünemeyeceği şeylere. Biz de övünmeyeceğiz, gerekirse onları kullanacağız. Herkesin bunu bilmesini istiyorum; bu hususta bütün kararları aldık.'

Ben küçükken bazen yeryüzünde atom bombalarının patlayacağı korkusuyla dehşet içinde uyanırdım. Ve o zaman, duvarın arkasında annemle babamın uyuyup uyumadıklarına kulak verir, öleceğimi, onların belki de hayatta kalacaklarını, sonra ben öldüm diye çok üzüleceklerini ve kendilerini suçlu hissedeceklerini düşünürdüm. Hayatta kalan herkes de benim için üzülecekti. Bu düşünceyle kendimi avutarak tekrar uykuya alardım. Bu defa Vladimir Putin’i dinlerken de gene benzer bir şey hissettim. Söz konusu olan, onun dediği gibi, tam da stratejik karakterde tehditler. Yani en korkunç şeyi kastetti. Bunu yüksek sesle öylesine söylemesi bile bana kabul edilemez geldi." (A. Kolesnikov / Kommersant, 27 Nisan)

'2 BİN 500 UKRAYNALI SAVAŞ ESİRİ SORUŞTURULUYOR'

"Rusya Soruşturma Komitesi Başkanı Aleksandr Bastrıkin, Lugansk’ta yaptığı kurmay toplantısında, 2 bin 500 Ukraynalı savaş esirinin Lugansk ve Donetsk Halk Cumhuriyetleri'nde ve Ukrayna’da sivillere ve Rusya askeri personeline karşı işlenen suçlarla ilgili sorgulandığını açıkladı. Bastrıkin’e göre bunlar, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin hangi birliklerinde yabancıların savaştığını anlatıyorlar. Buna göre Ukrayna’da toplam 50 ülkeden paralı askerlerin toplandığı 16 ayrı silahlı birlik oluşturuldu. Uluslararası lejyon sadece yabancılardan oluşuyor ve bunların parasını Kiev iktidarı ödüyor." (N. Kozlova / Rossiyskaya Gazeta, 28 Nisan)

'S-500’LERİN SERİ ÜRETİMİ YAPILACAK'

"Devlet savunma konsorsiyumu Almaz-Antey Genel Müdürü Yan Novikov: 'Bugün, ABD, Avrupa ve onlara katılan ülkelerin bize karşı her türlü yaptırımı getirmelerinden sonra, bizim de olağanüstü bir dönemden geçmemiz gerekiyor. Konsorsiyum, girişimleri ve çalışanlarıyla örneği görülmemiş bir yaptırım baskısı altında kaldı. Ama bunun alternatifi büyük bir savaş olurdu. Topraklarımızda bir savaş. 2021 sonuna doğru Ukrayna’nın doğu ve güneydoğu sınırlarına savaşma kapasitesine sahip neredeyse bütün ordunun yığıldığını, bu yılın mart-nisan aylarında da askeri taarruza başlamanın planlandığını biliyoruz.

Zelenskiy’in Münih Konferansı’nda Ukrayna’nın 'kirli' nükleer silah yapmaya hazır olduğunu açıkladığı konuşmasını da gördük ve dinledik. Nihayet ABD de, askeri operasyon başladıktan sonra, Ukrayna’da patojen bulundurulan tesislerin Rusyalı uzmanların eline geçmesinden endişelendiğini itiraf etti. Bugün objektif güçlüklere rağmen, ABD’nin yerküredeki hâkimiyeti, sözde değerleri ve çifte standartları belki de gönderilirken, hem biz hem de bütün dünya için bir olanaklar penceresi açılıyor. 

Konsorsiyumun portföyünde bu yılın başında 7 milyar doları sipariş vardı. Bilindiği gibi Suudi Arabistan geleneksel olarak Amerikan silahlarının en büyük ithalatçısı. Envanterlerinde bu türden Sovyet ve Rusya sistemleri yok. Ama hiçbir şey sonsuz değil; Türkiye de eskiden bu sistemlere sahip değildi. Bu nedenle Suudi Arabistan’ın objektif ve seçim yapacağını umuyoruz. Şu anda S-500’lerin seri üretiminin örgütlenmesi yapılıyor. S-500’ler Rusya’nın temel hava savunma gücü olacak. Teslimatları da siparişte öngörülen zamanda yapılacak." (Y. Novikov / Natsionalnaya Oborona, 25 Nisan)

'HİTLER'İN İNTİHARIYLA İLGİLİ YENİ BELGELER YAYINLANDI'

"FSB, Hitler’in intiharından önce ve sonra yaşananlarla ilgili Hitler’in özel pilotu Hans Bauer’in soruşturma dosyasından yeni arşiv belgeleri yayınladı. Buna göre, Hitler 30 Nisan öğleden sonra Bauer ile onun yaveri Betz’i sığınakta yanına çağırdı ve odasına götürdü. Bauer’e kendisiyle vedalaşmak istediğini söyledi. İfadeye göre, 'Elleri titriyordu, intihar etmek için nihai kararı aldığını anladım' dedi. Hitler Bauer’e, odasında asılı olan, Rembrandt’ın Büyük Friedrich portresini hediye etmek istedi. Pilot, faşist şefe dil dökerek caydırmak istedi; ancak Hitler şöyle cevap verdi: 'Askerlerim dayanamıyorlar ve dayanmak istemiyorlar. Buna artık tahammülüm kalmadı.'

Hitler ayrıca, Rusların Potstdam Meydanı’nda olduklarını ve uyutucu gaz vererek kendisini canlı ele geçirebileceklerini söyleyerek karısı Eva Braun ve kendisinin cesedinin, İtalyan partizanların Mussolini’ye yaptıkları gibi asılarak sergilenmemesi için yakılmasını da istedi. Bauer birkaç saat sonra hediye edilen portreyi almak için sığınağa geri döndüğünde oradaki SS korumalarından Hitler’in intihar ettiği, onun ve Braun’un cesetlerinin battaniyeye sarılıp benzin döküldükten sonra sığınağın çıkışındaki bahçede yakıldığını öğrendi." (T. Akinşina / Kommersant, 29 Nisan)

'UKRAYNA ORDUSU DA NAZİ TABURLARI GİBİ DÜŞMAN'

"Rusya’nın en önde gelen ve en geniş etki alanına sahip düşünürlerinden Andrey Fursov: 'Ukrayna’da öncelikle, post-Batı tarafından Rusya’ya karşı köprübaşı ve koçbaşı olarak kurulmuş olan rejime karşı savaşıyoruz. Rusya başkomutanlığının başlangıçtaki talimatı şuydu: Düşmanımız nazi taburlarıdır, Ukrayna ordusu (silahlı kuvvetler) düşmanımız değildir; Rusya ordusu da başlangıçta bu talimata uygun davrandı. Ama Ukrayna ordusunun da Nazi taburları gibi düşman olduğu ortaya çıktı, ordu Ukrayna rejimini savunuyor, zira silahlı kuvvetlerin ideolojik alanda uzun yıllardır psiko-enformatif manipülasyonu subayları ve askerleri nazi taburlarına yakınlaştırmıştı. Nazi taburlarının silahlı kuvvetlere dahil edilmesinden, onun parçası olmasından, aralarındaki farkı ayırt etmenin zorluğundan hiç söz etmiyorum; savaş esirlerine ve sivillere yönelik suçları iki taraf da işliyor. 

Rusya Ukrayna’da sadece Ukrayna milliyetçileriyle değil post-Batı ile de savaşıyor. Bu ikincisi olaylara doğrudan dahil değil. Bu, Ukrayna ordusunun ve nazi taburlarının beyni, gözleri, kulakları. Operasyonların planlanmasını, uydulardan toplanan istihbaratın verilmesini, irtibatın sağlanmasını NATO ülkeleri yapıyorlar. Danışmanlardan ise hiç söz etmiyorum. 

İllüzyona kapılmaya gerek yok: Ukrayna’da Ukraynalı milliyetçilerle ve onların eliyle savaşan efendileriyle savaşıyoruz. Bu efendiler azami program kapsamında Rus meselesinin nihai çözümünü planlıyorlar, çözüm aracı da artık liberalizm değil neo-paganizm ve satanizm ile tatlandırılmış neonazizm. Yani Hitler’in başaramadığını bugün Anglosaksonlar (Amerikalılar ve Britanyalılar) ile Hitlerci Avrupa Birliği’nin doğrudan mirasçısı olan Avrupa Birliği gerçekleştirmeye çalışıyor. Buna 'rejim değişikliği' diyorlar, sanki biz söz konusu olanın tarihi ve sosyokültürel bir biçim olarak Rusya’nın yok edilmesi olduğunu anlamıyoruz.

Bu durumda bize, Anglosaksonların 21’inci yüzyıl başında hegemonyasının ortaya çıkışıyla kesin biçimde şekillenen dünya düzeninin tasfiyesi görevini yerine getirmekten başka yol kalmıyor. Bunu Lavrov’un ağzından, ABD hegemonyasına son verilmesi hedefi olarak adlandırdık, ancak elbette söz konusu olan ABD değil. Ne bizim ne de ultra-küreselleşmecilerin gidecek yeri kalmadı. Onların hesabı dünya egemenliği, bir tek kendilerinin bu sayede kendi ayrıcalık ve iktidarlarını koruyabilecekleri küresel bir faşizm; bizim hesabımız, hem insanlığın hem Rusların tarihte fiziksel ve metafiziksel varlığını koruması. Başka deyişle durum 1941’de olduğu gibi; yalnız o zaman Hitler, III. Reich ve Naziler vardı, bugünse Hitler’in mirasçıları, küresel bir Reich ve Nazizmle Troçkizmin bir karışımı (ultra-küreselleşmeciliğin özü buradadır).'" (A. Fursov / Zavtra, 28 Nisan)