Türkiye toplumu bir 'alt tür' olma tehlikesiyle karşı karşıya

Tüm ülkeler yeni endüstri devriminde geri kalmamak için eğitimlerine ve sanayilerine yatırım yaparken, kitaplarından evrim teorisini kaldıran “Büyük Türk milleti”, gelişen yapay zeka ve biyoteknoloji karşısında “alt tür” olma tehlikesiyle karşı karşıya.

Abone ol

Orbay Soydan

İnsanlığın yeni bir endüstri devriminin eşiğinde olduğunu söyleyen Homo Sapiens’in yazarı Yuval Noah Harari’ye göre bu devrimi yakalayamayanlar bir alt tür olarak kalma tehlikesiyle karşı karşıya. Çünkü bu yeni endüstri devrinde bu sefer biyoteknoloji ve yapay zeka öne çıkıyor ve yine bazı ülkeler bu konuda daha ileride.

Bu nedenle şu an çocuklarımıza ne öğrettiğimiz çok büyük bir problem. Harari’ye göre “Bugün var olan mesleklerin önemli bir kısmı çocuklarımız kırklı yaşlarına gelmeden ortadan kalkacak. Şoförlerin, doktorların çoğu olmayacak veya doktorlar bizim bildiğimizden çok farklı işler yapıyor olacak. Bugün doktorların yüzde 90’ı hastalıkları tespit edip bir tedavi öneriyor. Diğer yandan yapay zeka bu işi yapmaya çok yakın. Bankacılar, fabrikada çalışanlar, robotlarla veya 3 boyutlu (3B) yazıcılarla yer değiştirecek.”

Örneğin şimdiden ABD’nin önde gelen hukuk firmalarından Baker & Hostetler, avukatların yerine dava dosyalarını hazırlamak için Ross adındaki ‘yapay zekayı’ kullanıyor. 2017 yılının başlarında Infervision adlı Çinli bir girişim de, X-Ray ve BT taramaları için Çin'deki 20 hastanenin geliştirdikleri yapay zekadan yararlandığını açıkladı.

Bu konuda vizyonunu değiştirip yatırımlarına hız veren bir diğer şirket ise Google, ABD’deki Mountain View’de düzenlenen Google I/O 2017’de CEO Sundar Pichai, "Önceliğimiz mobil donanım ve yazılımlardan artık yapay zekaya geçiyor. Kanser tespitini iyileştirmenin yollarını araştırıyoruz. Sinir ağlarının ve makine öğrenmesinin kanser riskini daha doğru tespit edebildiğini görüyoruz" dedi.

Bugün pek çok üniversiteden bilim insanları da yapay zekanın büyük miktarda veriyi analiz ederek doktorların yapamayacakları şekilde anormallikleri saptayabileceğini düşünülüyor.

Yine geçtiğimiz Mart ayında Japon sigorta şirketi Fukoku Mutual, IBM ile iş ortaklığına giderek, çalışanlarını işten çıkartıp yerini yapay zekayla doldurmaya başlayacağını duyurdu. Japon basınında yer alan haberlere göre şirket muhasebe biriminde çalışan 131 kişiden ilk etapta 34’ünü işten çıkararak yapay zeka kullanmaya başladı. Buna benzer bir uygulamayı daha önce yine Japon hayat sigortası şirketi Dai-Ichi Life yapmış ve muhasebe hesaplamaları için IBM’in Watson isimli yapay zeka bilgisayarına benzer bir sistem geliştirmişti.

İŞÇİ SINIFININ OYNADIĞI ROL TARİHTEN SİLİNİYOR

Burada parantez açarak bir tespitte bulunmam gerekirse; yeni endüstri devrimi işçi sınıfını ve oynadığı rolü tarihten siliyor.

Alibaba’nın CEO’su ve Asya’nın en zengin insanı olan Jack Ma’da, CNBC’ye verdiği bir röportajında dünya liderlerinin, otomasyonun ve yapay zekanın hızlı bir şekilde yükselmesinin neden olduğu acıyı önlemek için insanları eğitmekle görevli olduğunu söylüyor.

Çok fazla seyahat ettiği için yapay zekanın evrimini ve küreselleştiğini yakından takip ettiğini dile getiren Ma, yapay zekanın doğurabileceği tehditleri önlemek için "Gezilerimin çoğunda hükümet ve devlet yetkilileri ile görüşüp onlara hızlı hareket etmelerini söylüyorum." diyor.

3B YAZICILAR SERİ ÜRETİME MEYDAN OKUYOR

.

Diğer bir örnek 3 boyutlu yazıcılar. 3B yazıcılar şimdiden üretim sektörüne damga vurmaya başladı bile. Bugün İngiliz yarış otomobilleri firması Strakka Racing, 3B yazıcılarla yaptıkları arabalarıyla seri üretime meydan okuyor. Saatte 321 kilometre hıza ulaşan araçların ön panelleri ve karbüratörleri 3B yazıcılarla imal ediliyor.

Euronews’e konuşan Strakka Racing mühendisi Dan Walmsley çalışmalarını şöyle aktarıyor: “3B yazıcılar hızlı yapılan prototipler için sık kullanılıyordu, bizim burada geliştirdiğimiz şey ise esas üretim alanına 3B’yi sokmak oldu. Şimdi genel üretim için 3B teknolojiden faydalanmak bizim için de yeni bir dönemin başlangıcı.”

3B yazıcı teknolojisi tekstil alanında da sıklıkla kullanılmaya başlandı. Adidas’ın Futurecraft 3B ve Nike’ın Vapor Carbon Elite Cleat ayakkabı modelleri 3B yazıcılar kullanılarak üretiliyor. İnternette gördüğümüz herhangi bir ürünü evimizdeki yazıcıdan çıktı almamız çok uzak bir gelecek değil.

Durum böyle olunca Türkiye gibi inşaat, tekstil ve lojistik ile ekonomisini döndüren ve fason üretim yapan ülkeleri ve vatandaşlarını, önlem alınmazsa çok zor günler bekliyor.

Örneğin Ağustos 2014’te Çinli "WinSun Decoration Design Engineering Co." şirketi bir günde 3B yazıcı ile 10 tane ev üretti. Yazıcıdan çıkan ilk ev ise Çinli firmanın evleri değil. Daha önce ABD'de bir ev 24 saatte 3 boyutlu yazıcı ile üretilmişti. Yine başka bir örnekte Amsterdam'da lego gibi parçaları tek tek üretilen ev Avrupa'nın ilk yazıcıdan çıkan evi oldu.

Mart 2015’e gelindiğinde Şanghay’lı bir inşaat firması ise Çin’in Suzhou şehrinde sadece 3B yazıcı kullanarak yapılan dünyanın en yüksek binasını inşa etmeyi başardı. Yeni yapılan bu bina beş kattan oluşuyor ve binanın toplam alanı 1100 metre kare. Yani büyüklük açısında normal oturduğumuz binalardan hiçbir farkı yok.

Öte yandan Airbus A350’nin yeni uçağında da 3B yazıcıdan üretilen malzemeler kullanılıyor. Yeni model, parçaları titanyumdan oluşan ve parçaları 3B yazıcı ile üretilmiş ilk model.

Airbus Teknoloji Direktörü Peter Sander teknisyenlerin en zor geometrik şekilleri bile 3 boyutlu yazıcıdan üretebilmeyi öğrendiklerini söylüyor. Sander’e göre bu şekilde herhangi bir tasarımı bir haftada yazıcıdan çıktı almak mümkün.

Yine VOA’ya konuşan Airbus yetkilisi Axel Krein yakın bir gelecekte tüm bir uçağı 3 boyutlu yazıcıda üretmek mümkün olacak diyor. Bu amaçla havacılıkta önemli bir şirket olan General Electric (GE)’de yakın bir zamanda uçakların 3B yazıcıyla üretileceği bir tesis için 50 milyon dolar yatırım yapmıştı.

BİLİM MERAKLISI OLMAK ÜLKEYE HİZMETİN EN İYİ YOLU

Bu yüzden Alibaba’nın CEO’su Jack Ma’nın başta dikkat çekmeye çalıştığı nokta çok önemli; hükümetlerin ve devletlerin yapay zekanın doğurabileceği tehditleri önlemek için acilen vatandaşlarını eğitmesi gerekiyor.

Başkanlığı döneminde bu konudaki çalışmalarıyla bilinen ve Beyaz Saray’da ilk kez her yıl Bilim Fuarı organize eden ABD eski Başkanı Barack Obama da Popular Science’ın Mart 2016 sayısında Cliff Ransom’ın sorularını yanıtlarken, tüm öğrencilere “21'inci yüzyılda rekabetçi olabilmek için STEM (bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) öğretmeliyiz.” demişti.

Obama’ya göre teknoloji ve bilim meraklısı olmak ülkeye hizmetin en iyi yollarından biri. Teknoloji meraklısı bir başkan olarak ünlenen Obama kendi döneminde Amerika’da STEM eğitiminin iyileştirilmesi için 1 milyar dolardan fazla özel yatırım sağlamıştı.

Obama’ya göre gelecek on ya da yirmi yıl içinde dünya bambaşka bir yer olacak. Bu nedenle gençlerin bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik ile ilgilenmesi sadece onlar için değil tüm ülkeleri için de çok faydalı.

Yine bu nedenle 2015 yılında Japonya’da birçok üniversite hükümetin müdahalesi ile sosyal bilimler fakültelerini kapattı. Japon hükümeti müdahalenin amacını ‘toplumun ihtiyaç duyduğu alanlara daha iyi odaklanmak’ olarak açıkladı.

Bugün Japonya’da öğrenciler sosyal bilimler yerine ülkenin gelişimine hız vereceğini düşünülen teknik ve mesleki alanlara yönlendiriliyor.

Yine başka bir örnek Haziran 2017 tarihinde Kanada’da yaşandı. Kanada anaokulundan liseye kodlama eğitimi vereceğini duyurdu. Kanada bilim bakanlığının hazırladığı rapora göre önümüzdeki iki yıl içerisinde 500 bin öğrenciye okuma yazma eğitiminin yanında kodlama eğitimi verilecek. 38 milyon dolarlık bütçenin aktarıldığı programın amacını bakanlık: “bugün birçok iş, işçilerin sorunları dijital becerileri ile çözme becerisine dayanıyor” diyerek açıkladı.

Şekil G4 - Ülkelerin kapsayıcı eğitim performansları - İki değişkene bağlı ortalama ülke performansları: temel eğitim yeterliliği (15 yaş) okul öncesi dönemde katılım oranları (3-6 yaş).
Not: Türkiye için (2013/14) resmi ilkokula başlama yaşından önceki kendi kendine öğrenmeyle ilgili veri puanı bir sapma olduğu için Şekil G4'e dair hesaplamalardan muaf tutulmuştur. Bu verinin dahil edilmesi Türkiye'nin Şekil G4'e yönelik sıralamasına etki etmeyecektir.

Öte yandan Kanada Bilim Bakanlığı'nın açıklaması ile aynı tarihte yayımlanan UNICEF’in "Geleceği kurma: Çocuklar ve Zengin Ülkelerde Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri" adlı raporunda, Türkiye, 41 ülke arasında eğitim kalitesi kategorisi sıralamasında sonuncu sırada yer aldı. Aynı sıralamada Kanada 11’inci sırada yer alıyor.

UNICEF’in Innocenti Araştırma Ofisi’nin Başkanı Sarah Cook, araştırmaya ilişkin yaptığı açıklamada raporun bir “uyarı" olduğunu söyledi ve hükümetleri gerekli tedbirleri almaya çağırdı.

5 Aralık 2016'da OECD'nin Uluslararası Öğrenci Performansı Değerlendirme yani PISA 2015 raporunda da Türkiye alt sıralarda yer almıştı.

72 ülkenin öğrencilerinin katıldığı PISA 2015 sonuçlarına göre Türkiye matematikte 49’uncu sırada yer aldı. Fen bilimlerinde ise 52’nci oldu. Türkiye böylelikle üç yıl önceki PISA 2012’ye göre 10 sıraya varan kayıplar yaşarken, böylece OECD ortalamasının oldukça altında kalmış oldu. PISA 2012’de Türkiye matematikte 44’üncü, fen bilimlerinde 43’üncü sırada yer alıyordu.

TÜRKİYE TOPLUMU "ALT TÜR" OLMA TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA

Kuşkusuz bunun böyle olmasının nedenleri var; Çünkü dünya değişen ihtiyaçlara göre kodlama başta olmak üzere bilim, teknoloji ve mühendislik eğitimlerine her zamankinden çok daha önem verirken, Türkiye, “milli eğitim” adı altında ecdat edebiyatının yapıldığı sosyal bilimlere ağırlık vermeyi seçiyor ve müfredatından evrim teorisini çıkarıp gelişime ve farklı fikirlerin oluşmasına engel olabilecek “değerler” eğitimini koyuyor.

Hem de tüm bunlar dünyada sosyal bilimlerin önemsizleştiği ve yeni endüstri çağının başladığı bir zaman diliminde oluyor.

Özetle: Tüm ülkeler geri kalmamak için eğitimlerine ve sanayilerine yatırım yaparken kitaplarından evrim teorisini kaldıran “Büyük Türk milleti”, gelişen yapay zeka ve biyoteknoloji karşısında bir “alt tür” olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor.