CHP’nin adayı belli oluyor, ya AKP’nin?
Erdoğan’ın yeniden seçilmek istediği kesin; bunun tek yolunun da TBMM tarafından seçimlerin yenilenmesi kararı alınması olduğu da aşikar. Bu da Mart 2028’den önce TBMM’nin bir seçim kararı alması anlamına geliyor. En geç Şubat sonu Mart ayı başında TBMM’den bir erken seçim kararı alınmalı ki bu 7 Mayıs’tan önceki bir seçime denk gelerek adı erkene alınmış bir seçim olabilsin ve Erdoğan da aday olabilsin.
6 Aralık 1997'de, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Refah Partisi Siirt İl Başkanlığı’nın düzenlediği mitingde okuduğu şiir nedeniyle Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından dava açılmış. 21 Nisan 1998'de Diyarbakır 3 No'lu DGM tarafından Erdoğan, Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesi uyarınca "halkı din ve ırk farklılığı gözeterek, kin ve düşmanlığa tahrik etme" suçuyla 10 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Dava daha sonra Erdoğan'ın dosyası temyiz için Yargıtay'a taşınsa da sonuç değişmemiş; Yargıtay 8. Ceza Dairesi Erdoğan'ın 10 ay hapis cezasını 23 Eylül 1998 onamıştı.
Erdoğan’ın siyasi yasaklı olduğu tarihler; Refah Parti’si hakkında kapatma davasının devam ettiği, 16 Ocak 1998’de Anayasa Mahkemesi’nin Partiyi kapatmasının ardından partililerin Fazilet Partisi etrafında örgütlendikleri tarihlerdi. Fazilet Partisi, Anayasa Mahkemesi RP hakkında dava açar açmaz teşkil edilmiş (17 Aralık 1997) olası bir kapatma kararına karşı yedekte bekletilmekteydi.
Fazilet’in akıbeti de RP’ninkinden farklı olmayacaktı.
Dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş 7 Mayıs 1999'da Fazilet Partisi'nin de kapatılması yönünde dava açtı. Parti 22 Haziran 2001’de kapatıldı. Fazilet Partisi’nin kapatılması sürecinde parti ikiye bölünmüş, FP’nin kapatılmasının ardından gelenekselciler Saadet Partisi (20 Temmuz 2001) etrafında yenilikçiler ise Adalet ve Kalkınma Partisi (14 Ağustos 2001) etrafında örgütlenmişlerdi.
2002 Seçimleri AKP’yi iktidara taşıdı; ancak Parti iktidara geldiğinde Erdoğan hâlâ siyasi yasaklıydı. Başbakan Abdullah Gül Erdoğan’ın siyasi yasağının kaldırılması hususunu TBMM’ye taşıdı; CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın da desteğini alan değişiklik önce Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in vetosuna takılarak tekrar Meclis’e gönderilse de Meclis, hiçbir değişiklik yapmadan yeni yasal düzenlemeyi tekrar Cumhurbaşkanı’na gönderdi; Sezer de değişikliği onayladı ve Erdoğan’ın siyasi yasağı da böylece kalkmış oldu. 2003 yılında Siirt araseçimleri sonrası TBMM’ye giren Erdoğan; Gül Hükümeti’nin istifasından sonra AKP Genel Başkanı ve Başbakan olabildi.
Deniz Baykal, Erdoğan’ın siyasi yasağının kaldırılması konusunda AKP’ye verdiği destek konusunda çok eleştirildi. Oysa bence Baykal’ın bu destek kararı onun nadir politik doğru kararlarından biri olarak tarihe not edilmelidir. Ne yapmalıydı bir “sosyal demokrat lider?” Rakibi ilerde başbakan olabilir diye siyasi yasaklara “evet” mi demeliydi? Dedim ya Erdoğan kararı Baykal’ın ender ilkeli kararlarından, nadir politik doğrularından biri olarak tarihe geçmelidir.
Aynı şeyi Kılıçdaroğlu’nun, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi Erdoğan’ın adaylığı konusundaki sessizliği için söylemek zor. Erdoğan ilk kez 2014’de cumhurbaşkanı seçilmiş; 2018’de tekrar seçimleri kazanmıştı. 2023 seçimlerine girmesine ise “imkân” yoktu. Erdoğan, 2017’deki Anayasa Değişikliği Referandumu’nu (Mühürsüz Referandum’u) yeni bir dönem olarak göstererek yeniden aday olabileceğini iddia ediyor; Kılıçdaroğlu ise “Erdoğan nasıl olsa istediği kararı yargıya aldırır.” korkaklığı ile Erdoğan’ın bu kararını yargıya taşımaya cesaret edemiyordu.
Bugün tartıştığımız nokta ise Erdoğan’ın bir erken seçim kararı ile bir kere daha, bir kere daha, bir kere daha… seçimlere girip girmeyeceği. AKP bir süredir 8. Olağan Büyük Kongresi için il kongrelerini toparlamakla meşgul. Büyük Kongre ise bugünlerde toplandı. Erdoğan katıldığı birçok il kongresinde önümüzdeki ilk Milletvekili Genel ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 2028’de gerçekleştirileceğinin altını çizdi.
Şu erken seçimlere biraz daha yakından bakalım.
SEÇİMLERİN YENİLENMESİ
Artık yasal olarak “erken seçim” değil de “seçimlerin yenilenmesi” kavramı tercih ediliyor. İlk önce şunu hatırlatayım 2839 Sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu “Madde 6 – (Değişik birinci fıkra: 22/10/2009-5922/2 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçimleri beş yılda bir Cumhurbaşkanı seçimi ile birlikte aynı gün” yapılacağını belirtiyor. “Bir sonraki seçim ise bir önceki seçimin yapıldığı tarihten itibaren beş yılın dolmasından önceki son Pazar günü” olarak belirlenmiş (Değişik ikinci fıkra: 22/10/2009-5922/2 md.). Bu da bize bir sonraki seçimin en geç 7 Mayıs 2028’de yapılacağını işaret etmekte. İster adına erken seçim diyelim iste seçimlerin yenilenmesi; seçimlerin 7 Mayıs’tan önce yapılmasına karar verilmesi de bunu ifade diyor. Seçimlerin erken değil de geç yapılmasının yolu yok mu var. Savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkan görülmezse, Türkiye Büyük Millet Meclisi, seçimlerin bir yıl geriye bırakılmasına karar verebilir (6’ncı madde).
Seçimlerin erkene alınmasının ise iki yolu var: Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 8. Maddesi (Değişik fıkra: 10/9/1987-3403/4 md.) seçimlerin “Yenileme[si] kararı Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından verilmişse Meclis[in], seçimin yapılacağı tarihi de” belirleyeceğinin; “Yenileme kararının Cumhurbaşkanınca verilmesi halinde, bu kararın verildiği günden sonra gelen doksanıncı günü takip eden ilk Pazar günü oy” verileceğini hükme bağlamış.
Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimlerinin aynı gün yapılacakları kuralı seçimler ile ilgili hem Milletvekili Seçimi Kanunu’nda hem de 6271 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu’nda yer almakta. Bu kanunda da “Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev sürelerinin dolmasından önceki son Pazar günü oy verme günüdür. Görev süresi, birlikte yapılan bir önceki seçim tarihi esas alınarak belirlenir. Oy verme gününden geriye doğru hesaplanacak altmış günlük sürenin ilk günü seçimin başlangıç tarihidir. (4) Seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi hâlinde bu karar kırksekiz saat içinde Resmî Gazete’de yayımlanarak ilân olunur. Bu kararın verildiği günden sonra gelen altmışıncı günü takip eden ilk Pazar günü Cumhurbaşkanı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi birlikte yapılır.” (3. Madde) Hükmü yer almakta.
Şu anda 2’nci (aslında 3.üncü defa) Cumhurbaşkanlığı süresini doldurmakta olan Erdoğan’ın 3’üncü (yani 4’üncü) defa seçilebilmesi için “Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi” gerekmekte.
Erdoğan’ın yeniden seçilmek istediği kesin; bunun tek yolunun da TBMM tarafından seçimlerin yenilenmesi kararı alınması olduğu da aşikar. Bu da Mart 2028’den önce TBMM’nin bir seçim kararı alması anlamına geliyor (60 günlük süre): En geç Şubat sonu Mart ayı başında TBMM’den bir erken seçim kararı alınmalı ki bu 7 Mayıs’tan önceki bir seçime denk gelerek adı erkene alınmış bir seçim olabilsin ve Erdoğan da aday olabilsin.
Ekonomik kriz vb. bir yana hava koşulları açısından da bu tarihler oldukça riskli tarihler. Hele hele aralık ocak aylarında TBMM’nin bir seçim kararı alacağını düşünmek zor. Hava koşulları dikkate alarak konuşmak gerekiyorsa zorlanabilecek en son ay kasım olsa gerektir ki 15 Kasım 2027’de bir seçim yapılabilmesi için de TBMM’nin 15 Eylül’de seçim kararını onaylaması (!) gerekiyor ki bu tarihlerin bile sorunlu olduklarını belirtmek gerekiyor. Nitekim uzmanlar da en erken 2026 sonbaharında en geç 2027 ilkbaharında seçim olabileceğini hesap etmişler.