Emeklilerle market alışverişi: Fiyat çok, para yok
Emekliler, maaşlarına zam talebi için Kadıköy’de imza standı kurdu. İmza atsa da bir şey değişmeyeceğini düşünen Turan amca, "Gel markete girelim, fiyatlara bakalım" dedi.
İSTANBUL - Tüm Emekliler Sendikası, Kadıköy İskelesi önünde imza standı açıp, emekli aylıklarına en az 15 bin lira zam yapılmasını, elektrik ve suya yapılan zamların geri çekilmesini içeren bir dizi taleplerini ifade etti.
İmza atmak için epeyce istekli emekli kuyruğa girecek kadar bezmiş durumdaydı. Standı görenler, kolundan tuttukları arkadaşlarını imza atmaya ikna etmeye çabaladı. Etrafta ne olduğunu anlamaya çalışan, eski, solmuş kazağının üzerine geçirdiği montunun arkasına bağladığı elleriyle, akranlarını seyrediyor, imza atıp atmamakta kararsız kaldığını söylüyor Turan Amca. Bir işe yaramayacağını düşünüyor. Geçinmenin artık imkansızlığına değinip biraz lafladıktan sonra, “gel” dedi, “markete gidelim.” Marketin yolunu tuttuk.
GÖÇLE BERABER KENTLİ YOKSUL OLDU
Turan Amca, gençliğinden söz ederken, Karslı olduğunu, hayvancılık yaptıklarını kimseye muhtaç olmadıklarını anlatıyor, eski günleri yad ediyor; “geçim” vardı diyor, “geçim.” 70’li yaşlarını yarılamış, 80’nine merdiven dayamış, buğday teni ve bolca kırışmış göz çevresiyle “gel” diyor, “çek.” “Ramazan gelmiş, oruçlu ağzımla, gezmediğim market kalmadı. O kadar yıl çalışıp, 14 bin lira maaş alıyorum” derken gülüyor.
22 BİN LİRA KİRA, 14 BİN LİRA MAAŞ
Geçmişe dönüyor, “Tarım kalmayınca, büyük şehirde iş bulurum diye pılımı, pırtımı toplayıp geldim. Nerden geldim, gelmez olaydım. Yaşam yok” diyerek, geçinememekten şikayet ediyor.
Hükümete ise tepkili olsa da neden oy vermediğini ekliyor: “Boşa ağabey, boşa. Ne olacak imza atacağız? İki dudak arasından ne çıkıyorsa o. Bunlar insanlığını kaybetmiş. Kasıtları var herhalde, bizi açlıktan öldürmeye çalışıyorlar. Ben 75 yaşındayım, biri bana iş verir mi?” diyor. 14 bin lira maaşının yetmediğini, evinin kira olduğunu ve 22 bin lira ödediğini söylüyor. “Nasıl?” diye sorunca, “Nasıl olacak, konu komşu, akraba yardım ediyor. Yoksa ayakta kalamam” diyerek, “İşte emeklinin durumu bu” ifadelerini kullanıyor.
SİMİT HESABI
Bütün emeklilerin geçimle ilgili hesabında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yıllar önce yaptığı simit hesabının aynısı var. Hepsi aynı örnek üzerinden durumlarını açıklıyor. Turan Amca da “Simit alamıyorum, ne geçinmesi. Simit 20 lira” diyerek ekliyor, “Bir sefer oy verdim bunlara, bir daha ne oyu, oy moy yok. ‘Emekliyi enflasyona ezdirmedik’ diyorlar. Markete gelsinler, markete. Bunların dünyadan haberi yok. Cepleri dolu ya.”
MARKET GEZMEKTEN BÜTÜN FİYATLARI EZBERLEMİŞ
Zincir bir marketin kapısından giriyoruz. Meyvesinden sebzesine, kuru gıdasından, temizlik malzemesine kadar bütün reyonlardaki fiyatları inceliyor. Bu sırada iki elini cebine sokup, “200 liram var. Sana vereyim, benim yerime alışveriş yap” diyor. Sonra da gülüyor: “Acınacak halimize gülüyorum. Ne yapayım?” Turan Amca, bütün marketleri gezip, fiyat karşılaştırmasından sonra istediğini almaya çalıştığını anlatıyor, bu yüzden de “Fiyatlara bakıyorum. Satış elemanlarından, market çalışanından etiket fiyatlarını daha iyi biliyorum. Eti kurbandan kurbana yiyorum, o da biri verirse” diyor.
‘BAKIP GİDİYORUM’
Meyve sebze reyonundayız, patlıcanı gösteriyor, “Bak 100 lira”, dolmalık biberi gösteriyor, “80 lira”, peyniri gösteriyor, “Bak ağabey bak, ben yalan konuşmuyorum, 417 lira peynir” diyor.
Devam ediyoruz marketin içerisinde gezmeye, iki kilo yoğurdun ortalama fiyatı 115 lira. Turan Amca araya giriyor, “Allahtan nüfus kalabalık değil evde, başımıza bela alacaktık” diyor. Çayın kilosu 134 ila 285 lira arasında değişiyor. “Harman bu, dökme çay bir de. Sabah bile bir bardak çay içiyorum, çay çabuk bitmesin diye” tavuğa geliyor sıra “Bütün tavuk 137 lira, buyur ağabey” diyor “Böyle bakıp gidiyorum.”
‘200 LİRAYI VEREYİM SEN AL’
Et reyonundayız, Turan Amca işaret ediyor, “Kuşbaşı 739 lira. Pirzola 985 lira. Kıyma 495 lira, bir de yağdan çekiyorlar. Al ağabey, sana 200 lirayı vereyim sen al. Bunlara bir kere oy verdim. Bir daha oy moy yok. Bizi açlıktan öldürecekler” ifadelerini kullanıyor. Devam ediyor konuşmaya, kıymayı görünce gülüyor, "yağ" diyor. Sıra temizlik reyonunda "burayı geç, burası zaten uçmuş" diye devam ediyor. Kuru gıda reyonundayız, "Makarna bile alamayız. 30 gün makarna yesek, ona bile yetmiyor. Lanet olsun.”
‘BANA İNANMIYORLARDI HESABI ÖDEYİNCE İKNA OLDULAR’
Marketten eli boş çıkıyor Turan Amca, “3 ekmek alacağımız yerde 2 alıyoruz. Vallahi diyorum. Neyle alacağım. Maaşı sana vereyim, kirayı da sen öde, alışverişi de yap, ben karışmayacağım” diyor. Son olarak bu duruma inanmayan arkadaşlarını, Kadıköy’de getirdiği bir kafeden söz ediyor.
Önünde duruyoruz, gözlerini kısıp anlatıyor:
“İnanmıyorlardı bana, çay 50 lira ağabey, 4 kişi geldik. Bir simit yesen 50 lira da o 100 lira. Neyse arkadaşlarımla oturduk, ben bir şey yiyip içmedim, onlar çay içtiler, simit yediler. Hesap geldi 600 lira. Bana dilendi, parası yokmuş. ‘Bak işte’ dedim. Durum bu, inanmıyorsun.”
Turan Amca, “Oruçlu ağzımla beni konuşturdun, yaz, sen gazeteci değil misin, görsün herkes” derken, gülerek uzaklaşıyor.