İngiltere basınında geçen hafta: 'PKK ateşkes ilan etti, her koşulda kazanan yine Erdoğan'

İngiltere basını geçen hafta BBC'nin Gazze Belgeseli'ni yayından kaldırmasını, Öcalan'ın çağrısını ve üç gazetecinin 7 Ekim'in ardından İsrail genelkurmay başkanı ile yaptığı görüşmeyi tartıştı.

İngiltere basınında geçen hafta: 'PKK ateşkes ilan etti, her koşulda kazanan yine Erdoğan'
Fotoğraf: Reuters
Google Haberlere Abone ol

İngiltere basınında geçtiğimiz hafta Başbakan Starmer’in Ukrayna konusundaki diplomatik mesaisi gündemin ilk sırasında yer buldu. Starmer, Pazar günü Londra'da düzenlenen savunma konferansının ardından parlamentoda yaptığı konuşmada, barış müzakerelerinde Kiev'in masada olması ve Ukrayna'yı savunmak için bir "gönüllüler koalisyonu" oluşturulması gerektiğini belirtti ve “Ukrayna'ya askeri yardım akışını sürdürmeliyiz.  Rusya üzerindeki ekonomik baskıyı arttırmaya devam etmeliyiz” dedi.

Abdullah Öcalan'ın hafta başında yaptığı “Türkiye'nin güneydoğusu, Suriye, Irak'ın kuzeyi ve İran'da 40 yılı aşkın süredir devam eden silahlı isyanı sona erdirme arzusuna işaret eden” çağrı ve Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) ateşkes ilanı da uluslararası gündemin önde gelen haberlerinden birisiydi.  Orta Doğu için "yeni bir tarihi sürecin" parçası olarak nitelendiren açıklamanın, bölgede büyük yankı uyandırdığı ve “PKK ile uzun süredir devam eden ancak farklı bağları olan başka Kürt milis gruplarını da” etkileyebileceği ifade ediliyor.

Kalıcı bir çözüm için demokratikleşme yönünde adımlar atılması ve Kürtlerin karşı karşıya olduğu ayrımcılığın ortadan kaldırılması gerektiğine dair görüşlere yer verilen Financial Times haberinde Erdoğan’ın riskli bir bahis oynadığı ve Öcalan’ın çağrısının çok karmaşık bir müzakere sürecinin ilk adımı olduğuna işaret ediliyor. 

The Guardian gazetesinde yer alan bir haberde Washington'daki Orta Doğu Enstitüsü'nden Gönül Tol’un, Öcalan'ın, halihazırda “PKK için işlerin iyi gitmediğini düşündüğü için” bu çağrıyı bu zamanda yapmış olabileceğine dair görüşü yer alıyor. Gönül Tol Financial Times’ta kendi imzasıyla yayınlanan haberinde ise silah bırakma çağrısının sonucu nasıl olursa olsun kazananın Cumhurbaşkanı Erdoğan olacağını savunuyor: “Şayet işler yolunda gider ve PKK kendisini fesh ederse Türkiye’nin tekadamı 40 yıllık bir isyanı sona erdiren kişi olmanın payesini alacak ve bir sonraki seçimlerde karşısında zayıflamış bir muhalefet olacak. Şayet işler yolunda gitmezse bu kez de muhalefete yönelik baskıyı artırarak daha güçlü görünecek ve Suriye’deki Kürt milislerin peşine düşecek.”

Yayından kaldırılan Gazze Belgeseli- BBC’nin itibarı zedelendi

BBC’de yayınlanan “Gazze: Savaş Bölgesinde Nasıl Hayatta Kalınır" isimli belgesel konusundaki tartışmalar bu hafta hem medyanın hem de parlamentonun gündemindeydi. BBC ilgili yayında “İsrail karşıtı önyargılı” olmak ve şeffaf olmamakla suçlanmasının ardından bir özür açıklaması yayınlamış ve belgesel iPlayer'dan kaldırılmıştı.

Belgeselin yayından kaldırılmasının ardından aralarında on altı BBC çalışanının da bulunduğu medya sektöründen binden fazla kişi; BBC Yönetim Kurulu Başkanı Samir Shah, Direktör Tim Davie, Baş İçerik Editörü Charlotte Moore ve CEO Deborah Turness'e hitaben açık bir mektup yayınladı. Mektupta “ırkçı” bir kampanya eşliğinde, İsrail yanlısı bir politik baskı üzerine BBC'nin söz konusu belgeseli yayından kaldırması kınanıyor ve şu ifadelere yer veriliyor: “Bu film, tasavvur dahi edilemeyecek koşullarda yaşayan Filistinli çocukların deneyimlerine dair benzerine pek rastlanmayan bir bakış açısına sahip ve çoğu zaman susturulan seslere kulak veren önemli bir gazetecilik ürünüdür. Siyasi motivasyonlu sansürü değil, yayınlanmayı hak ediyor.”

BBC Direktörü Tim Davie parlamentonun kültür komisyonunun BBC ile ilgili  (4 Mart 2025) Salı günkü toplantısında, belgeselin 13 yaşındaki hikaye anlatıcısının bir Hamas yetkilisinin oğlu olduğunun ortaya çıkmasının ardından, BBC’nin yapımcı firmaya sorduğu sorulara tatmin edici cevaplar alamadığını ve kendisinin de bu nedenle belgesele güvenini kaybettiğini söyledi. Davie, BBC’nin iç soruşturması devam ederken yapımın yayından kaldırılmasına karar verdiğini de belirtti.

Belgeselin İsrail'e karşı taraflı olduğu gerekçesiyle yaklaşık 500 şikayet aldıklarını, belgeselin iPlayer'dan kaldırılmasının ardından ise 1.800 şikayet aldıklarını söyleyen BBC Direktörü yayından kaldırma kararının, "bir tarafla ya da diğer tarafla" hiçbir ilgisi olmadığını ve kurumun "lobilere boyun eğmediğini" savundu.

The Guardian gazetesinde komisyon oturumuyla ilgili yer alan bir analizde Davie’nin, kimlerden hangi şikayetleri aldığına dair sorular karşısında telaşlandığı ve “farklı insanlar”, “çeşitli organizasyonlar” gibi muğlak yanıtlar verdiği ifade edildi: “Tim Davie çok muğlak sözleri tekrarlayıp aslında hiçbir şey dememiş oldu.”

BBC’nin konuyla ilgili kendi haberlerinde ise bahse konu belgeselin yayınlanmasının da, yayından kaldırılmasının da kurumun itibarını zedelediği ifade ediliyor. Haberde BBC’nin tarafsızlık ilkesinin önemine vurgu yapılıyor ve söz konusu olayda hem bağımsız yapım şirketinin hem de BBC’nin, “kamu yayıncısının güvenilirliğini zedeleyen ciddi hatalar yaptığı” belirtiliyor ve şu ifadelere yer veriliyor: "Yaşananlar, BBC'ye olan güveni birçok şekilde zedeledi. [BBC’nin] İsrail'e karşı taraflı olduğunu savunanlar haklı olduklarını düşünüyor. (…) Belgeselin yayından kaldırılması ve özür dilenmesi ise BBC'yi Filistin karşıtı bir tutum sergilemekle suçlayanların bu yöndeki kanaatlerini pekiştirecek."

Haberde ayrıca konuyla ilgili açığa kavuşmamış noktalar olduğuna değiniliyor ve belgeselde yer alan anlatıcı çocuğa ne kadar ödeme yapıldığı ve bu paranın Hamas’ın eline geçip geçmediği sorusunun da cevap beklediği ifade ediliyor.

Filistin için Sanatçılar oluşumu, komisyon toplantısının ardından yaptığı açıklamada Direktör Tim Davie’nin ve Yönetim Kurulu Başkanı Samir Shah’ın komisyonda sarf ettikleri sözlerin Gazze’deki çocukların güvenliğini riske attığını söyledi. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “BBC yöneticileri, filmde yer alan çocukları nasıl koruyacaklarına dair planlarını açıklamak zorundadır. İsrail'in yardımları kesmesi ve Gazze'deki ateşkesi çökertme tehdidi karşısında bu çocukların hayatları tehlikeye girmiştir. BBC masum çocukların hedef haline gelmesini nasıl önleyecek?"

Gazetecilerin İsrail eski Genelkurmay Başkanı ile gizli görüşmesi

Declassified UK isimli internet gazetesi İsrail'in eski Genelkurmay Başkanı General Aviv Kohavi’nin, İsrail’in Gazze’yi bombalamaya başlamasından bir ay sonra (Kasım 2023’te) İngiltere medyasının önde gelen editörleriyle özel bir görüşme yaptığını yazdı. Avukat Elad Man’ın bilgi edinme başvurusuyla (Freedom of Information) ortaya çıkan görüşmede Kohavi’nin, The Guardian gazetesinden Katherine Viner, BBC’den Richard Burgess ve Financial Times gazetesinden Roula Khala ile biraraya geldiği ifade ediliyor.

BBC sözcüsü, Declassified'a yaptığı açıklamada, Burgess'in Kohavi’ye, diğer gazetecilerle birlikte Gazze’deki savaş ve İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) taktikleri hakkında soru sorduğunu söyledi. The Guardian, editoryal kadrolarının, düzenli olarak farklı konularda çeşitli görüşleri temsil eden kişilerle görüşmeler yaptığını ve bu görüşmenin de "sorumlu gazeteciliğin bir gereği olduğunu" belirtti ancak ne konuşulduğuna dair ayrıntılara değinmedi. Financial Times ise Editör Roula Khalaf’ın, Kohavi’nin Financial Times gazetesinin Londra'daki ofisinde düzenlenen bir toplantıya katıldığını ve toplantıda “Orta Doğu'daki olayları takip eden” başka gazetecilerin de yer aldığını söyledi.

Declssified’ın haberinde Goldsmiths Üniversitesi İletişim Bölümü’nden Profesör Des Freedman’ın açıklamalarına da yer veriliyor. Freedman yaptığı Nexis taramasında (haber veritabanı) 2023 yılından bu yana, BBC, The Guardian veya Financial Times haberlerinde General Kohavi'ye dair herhangi bir ibare bulamadığını belirtiyor.

Kayıt dışı görüşmelerin gazetecilik pratiklerinin inkar edilemez bir parçası olduğunu belirten Profesör Freedman yanısıra İsrail’in Gazze’de soykırıma dönük saldırıları sürerken yapılan bu gizli görüşmenin dürüstlük ve şeffaflık konusunda ciddi soru işaretleri yarattığını söylüyor ve şöyle diyor: “Normalde gazetecilerin, özel görüşme teklifini reddederek ve bunun yerine bu tür toplantıları kayıtlara geçirip taraflı yayıncılık suçlamalarından kaçınmalarını beklersiniz. Ancak fiiliyatta Guardian, BBC ve FT editörleri, Filistin temsilcilerine açmaktan imtina ettikleri kapılarını -ne kadar tartışmalı ve saldırgan oldukları farketmeksizin- İsrailli sözcülere açmaya istekli görünüyorlar.” Freedman bu durumun İsrail’in medyada kayırıldığına dair kamuoyunda varolan algıyı pekiştireceğine dikkat çekiyor.

Corbyn’den, İngiltere'nin Gazze savaşındaki rolüne ilişkin soruşturma çağrısı

İşçi Partisi’nin eski lideri Jeremy Corbyn, “İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri saldırısına Birleşik Krallık'ın müdahil olmasıyla ilgili kamuya açık, bağımsız bir soruşturma başlatılması için” Başbakan Keir Starmer'e çağrıda bulundu.

Corbyn Başbakan’a yazdığı mektupta söz konusu soruşturmanın “tam olarak hangi kararların alındığını, bu kararların nasıl alındığını ve ne gibi sonuçlar doğurduğunu ortaya koyması gerektiğini” söyledi.

Gazze'deki savaş ile Irak işgali arasında paralellikler bulunduğunu söyleyen Corbyn mektubunda İngiltere'nin Irak’ı işgal kararının “kusurlu istihbarata” dayandığını belirten ünlü Chilcot Raporu’na da atıfta bulundu ve “Tarih tekerrür ediyor” dedi. Corbyn sözlerini şöyle sürdürdü: “Pek çok kişi hükümetin, kamu görevlilerini uluslararası hukukun en ağır ihlallerine bulaştıran kararlar aldığına inanıyor. Gerçeği ortaya çıkaracak kapsamlı bir soruşturma yapılana kadar bu suçlamalar ortadan kalkmayacaktır.”

John Chilcot eski Başbakan Tony Blair'in ve hükümetinin 2003 Irak Savaşı döneminde aldığı kararları inceleyen en kapsamlı raporun yazarı ve söz konusu rapor onun ismiyle anılıyor. Chilcot raporunda Başbakan Tony Blair'i, ülkeyi Irak Savaşı'na dahil ederken halka doğruyu söylemediğini belirtip çok sert bir dille eleştirmiş ve dönemin Irak lideri Saddam Hüseyin'in oluşturduğu tehdidin “abartıldığı”, “askeri harekatın son seçenek olmadığı” sonucuna varmıştı.