Kartalkaya yangınını önlemenin bir yolu daha vardı

Kartalkaya yangını önlenebilirdi. Sendika olsaydı bu yangın hiç yaşanmazdı. Emeğin hakkını savunan bir sendika, sadece işçiyi değil toplumu korur.

Kartalkaya yangınını önlemenin bir yolu daha vardı
Fotoğraf: AA
Google Haberlere Abone ol

Her güne yeni bir gündem ya da faciayla uyandığımız bu ülkede söyleyeceğiniz her sözün ömrü saatlerle ölçülür hale geldi, biliyorum ama tarihe not düşmek adına önemli bir noktayı anlatmak istiyorum.

21 Ocak sabahının ilk saatlerinde Grand Kartal Otel’de çıkan ve 78 kişinin hayatını kaybettiği yangının (ki bu açıkça bir katliam) bugüne kadar yaşadığımız katliamlardan bir farkı yok. Çorlu Tren Katliamı'nda, Soma Maden Katliamı'nda, Hendek’te, Ermenek’te, Davutpaşa’da, Balıkesir Karesi’de ne yaşandıysa bugün de aynı tabloyla karşı karşıyayız. İşveren daha fazla kâr uğruna hiçbir önlem almıyor, siyasi ve idari yöneticiler görmezden gelip kitabına uyduruyor ve gün geliyor kaçınılmaz olan başa geliyor. Onlarca, yüzlerce insan hayatını kaybediyor.

Artık her il, her ilçe, her semt katliamlardan nasibini alıyor. Bugünkü adres ise Bolu Kartalkaya…

Otelde yangın önlemlerinin hiç alınmadığını zaten yaşayarak öğrendik. Yangın sırasında yaşananları da… Tabii öncesi de var. Otelin denetlenmediği, yetki karmaşası yaratıldığı hatta zaten kaçak olduğu, otel sahibinin Turizm Bakanı ile doğrudan ticari ilişkisi olduğu vs.

Birçok önemli ayrıntı gazeteci meslektaşlarımız sayesinde gün ışığına çıkarıldı. Ama madem geriye bakıyoruz, bir noktaya daha bakalım: Bu katliam önlenebilir miydi?

Tüm iş cinayetleri ve sosyal cinayetlerde olduğu gibi Kartalkaya yangını da önlenebilirdi. Teknik açıdan Meslek Odaları gereken her türlü açıklamayı yaptı. Ama neredeyse hiç konuşulmayan hatta sendikaların bile unuttuğu bir konu daha var: Sendika.

Bu otelde sendika olsaydı bu yangın hiç yaşanmazdı.

Anlatayım:

Grand Kartal Otel’de çalışanlar sendikalı olsa ve Toplu İş Sözleşmesi imzalayabilselerdi, bakın ne olurdu.

Toplu İş Sözleşmelerinde salt ücretler yer almaz, çalışanlar güvenlikleri için de önlemlerin alınmasını talep ederler. Yangın önlemlerinden, depreme ve her türlü kazaya karşı… Sendikalı her işyerinde bir baş temsilci bulunur ve bu temsilci işten atılamaz. Eğer yanlış giden bir şey varsa baş temsilci patron baskısı olmaksızın eksikleri, yanlışları söyler ve düzeltilmezse sendikal yetkisini kullanır. Yani İşçi Sağlığı ve Güvenliği yoksa da çalışanlar üretimden gelen gücünü kullanır ve iş durdurur.

Grand Kartal Otel’de de durum böyle olur, işçiler güvenlikleri için tüm önlemlerin alınmasını talep ederlerdi. Mesela, mutlaka itfaiyenin ve ambulansların bölgede bulunmasını toplu iş sözleşmesine koyar ve bunlardan birinin dahi olmaması halinde iş durdurabilir ve işletmenin bu şekilde çalışmasını engellerlerdi. 

SENDİKA SADECE İŞÇİ İÇİN DEĞİL TÜM TOPLUM İÇİN GÜVENCEDİR

Eğer bir işyerinde sendika varsa, o işletmede sadece çalışanlar değil hizmet alanlar da koruma altındadır. Kartalkaya’daki otelde yaşanan katliam bunun açık örneğidir. Burada bir sendika olsaydı tüm denetimler zaten sendika tarafından takip edilirdi. Yangın merdivenleri neden yok sorusunu sormazdık. Olası bir yangında alarmlar çalar, itfaiye anında müdahale edecek mesafede olur ve biz bunca acıyı yaşamazdık.

Burada kritik bir başka konu ise nasıl bir sendika sorusu?

Son yangından sonra ‘sürecin takipçisi olacağız’ ifadesinin ötesine geçmeyen, salt ücret sendikacılığına indirgenmiş bir mücadele yürüten hatta çoğu zaman onu bile çok gören sendikalar değil elbette bahsettiğim.

Sadece Bolu Kartalkaya’da değil yolda, otobüste, gıdalarımızda, sağlığımızda emeğin hakkını savunan ve bunun için mücadele eden bir sendika, sadece işçiyi değil tüm toplumu korur.