Ruken Ekinci: Barış mücadelesini resimlerle çizdim

Ruken Ekinci'nin "Yaşama Tutunan Renkler" sergisi, Diyarbakır’da sanatseverlerle buluştu. Ressam Ekinci, "Bu topraklarda yaşayan insanların çektiği acıları göstermeye çalıştım” dedi.

Google Haberlere Abone ol

Mahsum Kara

DİYARBAKIR - Batmanlı ressam Ruken Ekinci’nin “Yaşama Tutunan Renkler” adlı sergisi, Diyarbakır'da sanatseverlere buluştu. Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesinde bulunan Amytis Mekan’da bir ay boyunca açık olacak sergide, “Elçi’nin Çığlığı”, “Medeniyetlerin İkinci Dili”, “Musa Anter”, “Kainatın Sırrı”, “Göçe Karşı Dumanın Mücadelesi”, “Metaverse Girdabı”, “Fırtınalarla Boğuşan Kadın Savaşçı”, “Empatinin Sonsuzluğa Uğurlanması” gibi eserler yer alıyor.

Ekinci, Diyarbakır'da açtığı sergi ve sanat yaşamına dair Gazete Duvar'a konuştu.

.

'SANATA ATIKLARLA, TOPRAKLA BAŞLADIM'

Resme olan ilgisinin çocukken başladığını söyleyen Ekinci, sanat yolculuğunu şöyle anlattı:

“Hayat şartlarından dolayı okulu bırakmak zorunda kaldım ama resim yapmayı hiç bırakmadım. Kendimi, yaşadıklarımı hep resimle ifade etmeye çalıştım. Çizmek bana her zaman faklı bir şeyler katıyordu. Her zaman hayalimdi sergi açmak ve hep bu hayalimi gerçekleştirmek için çabaladım, uğraştım. İlk iki sergimi Batman’da açtım. Hayalim doğrultusunda üçüncü sergimi de Diyarbakır’da açmış oldum. Doğayı, yaşamı seviyorum, bundan dolayı yaptığım bütün eserleri elde ettiğim atık malzemelerden yapıyorum. Sanatın doğanın bir parçası olduğunu düşünüyorum. Bu coğrafyada yaşanan olayları ve sorunları sanatla dile getirmeye çalıştım her zaman. Karşılaştığım engeller ve olanaksızlıklar sanat yolculuğumda üretim yapmamı engelleyemedi. Aslında olanaksızlıklardan dolayı ben doğadaki her şeye sanat gözüyle baktım. Bir taşa, toprağa ve ağaca baktığım zaman bunu nasıl sanatsal bir esere dönüştürebilirim düşüncesi ortaya çıktı. Ben atıklarla, toprakla, evimdeki malzemelerle başladım sanata ve bu yönlü eserler ürettim. Yaptığım eserlerle sanata farklı boyut, farklı bir yorum kazandırmaya çalıştım.”

.

'ESERLERİM BENİM YAŞAMIMI, KİMLİĞİMİ VE YAŞADIĞIM COĞRAFYAYI ANLATIYOR'

Sanatı yaşamda bir mücadele biçimi olarak tanımladığını ifade eden Ekinci, sözlerine şöyle devam etti:

“Yaşadığım tüm zorlukları sanatın gücü sayesinde aştım. Eserlerim benim yaşamımı, bakış açımı, değerlerimi, kimliğimi ve yaşadığım coğrafyayı anlatıyor. Sanat yaparken yaratıcı, kendine özgü bir şeyler ortaya koyman gerekiyor. Ben hep bunu düşünerek hareket ettim. Eğer sen üretemiyorsan ve bir farkındalık yaratamıyorsan sanatla uğraşıyorum diyemezsin. Buradan önce 30 eserle Batman’da bir sergi açtım ve 6 ay sonra 4 özel eser daha ekleyerek Diyarbakır’a geldim. Diyarbakır’da sergi açmamın sebeplerinden biri, buranın benim coğrafyam olmasıydı. Mezopotamya’da yaşananlara genel olarak bakıyorum ve bu yaşananlar bu coğrafyanın ortak değerleridir. Ben eserlerimde de bunu yansıtmak ve göstermek istedim. Tablolarımda Apê Musa ve Tahir Elçi var, benim coğrafyamın insanlarıdır. Genel olarak tablolarım onların mücadelesini ve değerlerini yansıtıyor. Yaptığım eserlerle bu topraklarda barışı ölümsüzleştirmeye çalışıyorum. Tıpkı eserlerimde çizdiğim insanların bu topraklara barışın gelmesi için mücadele ettikleri gibi. Ben de eserlerimde onları çizerek onların barış için verdiği mücadeleyi ölümsüzleştirmeye çalışıyorum.”

.

'DAYIMLA BİRLİKTE ÇOCUKLUĞUMU KATLETTİLER'

Ekinci, eserlerinin içinde kahve telvesi ile yaptığı, dayısı Hatip Kılıç’a ait portreyi gösterirken, “12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi’nde faili meçhul sonucu kaybettik. O benim çocukluğumdu, çocukluğumun yarım kalmışlığıdır. Dayımla birlikte benim de çocukluğumu katlettiler” dedi.

Yaptığı resimleri hayatının bir parçası ve yaşadıklarının kendisinde bıraktığı izlerin dışa vurulmuş hali olarak tanımlayan Ekinci, “Resim yapmak için herhangi bir eğitim almadım. Yaşadıklarımı, bu coğrafyada insanların yaşadıklarını en iyi yaptığım işle, yani resimle bunu göstermeye çalışıyorum” diye konuştu.