'Şanslı' şüpheli: Uyuşturucu satışıyla suçlandığı gün cinayetten gözaltındaydı

27 polis tarafından tutulan tutanağa dayanarak uyuşturucu satışı ile suçlanan H.Z.'nin aynı gün cinayetten gözaltında olduğu ortaya çıkınca suçsuz olduğu ispatlandı.

Fotoğraf: Arşiv
Google Haberlere Abone ol

DUVAR - Adana'da H.Z. isimli kişinin, uyuşturucu sattığı iddia edilen gün cinayet büroda gözaltında olduğu ortaya çıktı.

Avukat Tugay Bek'in Evrensel'de yer alan haberine göre, Adana Emniyet Müdürlüğü Narkotik Büro polisleri, geçtiğimiz yıl ekim ayında geldiği iddia edilen ihbar üzerine, H.Z. isimli kişinin evinin önünde pusuya yattı. Polis tutanağına göre, H.Z. ikametinin önünde A.I. isimli kişi ile buluştu. Aralarında bir alışveriş olduğunu gören polisler motosikletle evin önünden ayrılan A.I’yı takibe alarak durdurdu. Yapılan aramada A.I’nın motosikletinde uyuşturucu madde ele geçirildi. A.I. avukat eşliğinde alınan ifadesinde uyuşturucu maddeyi H.Z’den aldığını söyledi; polislerin kendisine gösterdiği fotoğraflar üzerinden de H.Z’yi teşhis etti. Bir komiser, iki komiser yardımcısı ve yirmi dört polis memurunun hep birlikte imzaladığı tutanakla şüpheli H.Z’nin A.I’ya uyuşturucu madde satarken görüldüğü kayıt altına alındı. H.Z. ise savcılıkta verdiği ifadesinde uyuşturucu madde ticareti yaptığı yönündeki suçlamaları reddetti.

H.Z. hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı. Mahkemede tanık olarak dinlenen Narkotik Büroda görevli polis S.E, yeminli ifadesinde aldıkları istihbarat bilgisi doğrultusunda H.Z’nin evinin önünde beklediklerini, H.Z’yi, AI’ya uyuşturucu madde satarken gördüklerini, takibe aldıkları A.I’nın bindiği motosiklette de uyuşturucu madde ele geçirdiklerini söyledi. Toplanan delilerin tamamı H.Z’nin uyuşturucu madde satma suçu işlediğini gösteriyordu.

İŞKENCE İLE İFADE VERDİĞİNİ SÖYLEDİ, MAHKEME KABUL ETMEDİ

H.Z’nin uyuşturucu madde sattığı tespit edilen A.I, tanık sıfatı ile bir kez de mahkeme tarafından dinlendi. A.I. mahkemedeki ifadesinde “Gösterilen sanığı tanımıyorum. İlk kez görüyorum. Ondan uyuşturucu madde de almadım. Polisler beni çok dövdükleri için teşhis ve ifade tutanağını imzalamak zorunda kalmıştım. Huzurdaki ifadelerim doğrudur” dedi. Mahkeme, karakolda 'doğru söyleyip' mahkemede 'değiştiren' A.I’nın ifadesinin avukat nezaretinde alınmasına güvenerek işkence iddialarını dikkate almadı.

H.Z. mahkemedeki savunmasında da “Suçlamaları kabul etmediğini, A.I. isimli kişiyi tanımadığını” söyledi. H.Z, uyuşturucu madde sattığı iddia edilen tarihte başka bir soruşturma kapsamında cinayet büro polisleri tarafından gözaltına alındığını iddia etti. Dosyadaki deliler toplandığı için mahkumiyet hükmünü vermeye hazırlanan mahkeme, H.Z’nin iddialarını emniyete sordu ve Adana Emniyet Müdürlüğü H.Z’nin aynı tarih ve saatte cinayet büro tarafından nezarette tutulduğunu doğruladı. Savcı, H.Z’nin uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan beraatini talep etmek zorunda kaldı. Adana Emniyetinin cevabı karşısında mahkeme de H.Z’nin beraatine karar verdi.

GÖZALTINA ALINMASA HAPSE GİRECEKTİ

Avukat Tugay Bek, cinayet büro tarafından gözaltına alınan H.Z’nin şanslı olduğuna dikkat çekerek "H.Z. uyuşturucu sattığı iddia edilen tarihte cinayet büro tarafından gözaltına alınmasaydı kimse onu 15 yıla kadar hapis cezası almaktan kurtaramazdı" dedi.

Bek mahkemenin, benzer birçok dosyada olduğu gibi H.Z’nin inkarına değil 27 polisin altına imza attığı tutanağa itibar edeceğine dikkat çekerek "Ağır ceza hakimlerinin yeminli bir şekilde tanıklık yapan devletin polis memuru yerine uyuşturucu suçundan yargılanan sanığın söylediklerine inandığı henüz görülmedi. Emniyet aşamasında H.Z’den uyuşturucu aldığı yönündeki ifadesini kendisine işkence yapıldığı için imzaladığını söyleyen A.I’ya bu ülkede hiçbir hakim inanmazdı. Çünkü ifade sırasında A.I’nın yanında baro tarafından görevlendirilmiş avukat olması nedeni ile işkence iddiasının imkansız olduğu kabul edilecekti" değerlendirmesi yaptı.

DOSYANIN YARATTIĞI SORU İŞARETLERİ

Tugay Bek, dosyanın yarattığı soru işaretlerine de dikkat çekerek gündeme getirdiği sorulardan bazıları şöyle:

"- Adaletin gerçekleşmesi ve masumiyetimizi kanıtlamamızın, şansa bağlı olmasından endişelenmek gerekmez mi?

- Bu davadaki polis memurlarının tutmuş olduğu tutanaklar ve tanıklıklarla mahkum olmuş olan insanların, gerçekten suçlu olduğundan nasıl emin olabiliriz?

- Mahkemede yalan tanıklık yapan, gerçeğe aykırı tutanak hazırlayan polislerin idari ve adli olarak cezalandırılması, görevden el çektirilmesi gerekmez mi?"

(HABER MERKEZİ)