Van'da gazeteciler polis şiddetine karşı baroya başvurdu
Van'da görev yapan basın çalışanları, artan polis şiddeti, hakaret ve gözaltılara ilişkin Van Barosu'na başvuru yaptı. Baro, ihlalleri raporlaştırdıktan sonra suç duyurusunda bulunacak.
VAN - Van Büyükşehir Belediyesi'ne kayyım atanmasının ardından başlayan protestolarda, yaşananları görüntülemek isteyen gazetecilere yönelik artan polis baskısı, gözaltı, şiddet ve hakaretlere ilişkin, kentteki basın çalışanları Van Barosu'na başvuru yaptı. Baro Başkanı Sinan Özaraz, yaşanan ihlallerin raporlaştırılmasının ardından, bu raporların eldeki delillerle birlikte Emniyet Müdürlüğü, Valilik ve ilgili bakanlıklarla paylaşılacağını ve ardından suç duyurusunda bulunulacağını belirtti. Daha sonra çok sayıda gazeteci ile siyasetçinin katılımıyla basın açıklaması yapıldı.
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) ve kentteki gazeteciler Van Barosu'na bir ziyaret gerçekleştirdi. Van Barosu İnsan Hakları Merkezi (İHM) avukatlarının da katıldığı görüşmede konuşan DFG Van Temsilcisi Adnan Bilen, gazeteciler üzerindeki baskı ve şiddetin özellikle 15 Şubat'ta Van Büyükşehir Belediyesi'ne kayyım atanmasının ardından daha da arttığına dikkat çekti. Gazetecilerin sahada polis şiddeti, tehdit ve hakaretlere maruz kaldığını, gözaltına alındığını ve sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildiği belirten Bilen, yaşananların raporlaştırılması ve gerekli suç duyurularında bulunulması konusunda Van Barosu'na ortak talep iletti.
‘SON BİR AYDA 16 ARKADAŞIMIZ GÖZALTINA ALINDI’
Bilen konuşmasında, "Son bir aydır yapılan tüm basın açıklamalarında gazeteci arkadaşlarımız engelleniyor. Kayyım atamasının ardından polisler arkadaşlarımıza alenen ve açık bir şekilde müdahale etti. Dün basın açıklaması sırasında bir arkadaşımız polisin küfür ve tehditlerine maruz kaldı. Bunları kayıt altına aldık. Gazeteciler işini yapamaz hale geldi. 15 Şubat'ta kayyım atanmasının ardından birçok arkadaşımız darp edildi, işkenceye uğrayanlar oldu. 6 kişi gözaltına alındı. Birçok arkadaşımızın vücutlarında halen darp izi bulunuyor. Son bir ayda 16 gazeteci arkadaşımız bu kentte gözaltına alındı ve haklarında davalar açıldı. Gazetecilere dönük bu uygulamanın artık son bulması gerekiyor. Bu görüntülerin gerekli tüm mercilere ulaşması ve söz konusu kişiler hakkında gerekli suç duyurularının yapılmasını talep ediyoruz” dedi.
‘GAZETECİLER ARTIK ÖZGÜR BİR ŞEKİLDE HABER YAPMAK İSTİYOR’
Gazetecilerin sadece fiziki olarak değil, sosyal medya üzerinden de hedef alındığını ve çeşitli hakaretler ile tehditlere maruz bırakıldığını söyleyen Bilen, "Bu tehditlerin tek merkezden yapıldığını biliyoruz. Bir polis herkesin gözü önünde bir gazeteciyi tehdit ediyorsa bunun sonrasının ne olacağını tahmin edebiliyoruz. Gazeteciler artık özgür bir şekilde haber yapmak istiyor. Gittiğimiz her basın açıklamasında bir tehdide ve şiddete maruz kalmak istemiyoruz. Elbette gazeteciler boyun eğmeyecek ve bu hukuksuzlukları yazmaya devam edecektir. Bunun için bedeli ne olursa olsun vermeye de hazırdır" diye konuştu.
ÖZARAZ: SORUŞTUMA AÇILMASI İÇİN TÜM GİRİŞİMLERİ YAPACAĞIZ
Baro Başkanı Sinan Özaraz ise gazetecilere dönük saldırıların gözle görülür bir şekilde arttığını belirterek, "Anayasada basın özgürlüğü garanti altına alınmıştır. Polisin görevlerinden biri de basının işini kolaylaştıracak önlemler almaktır. "Van’da basına yönelik tutumun artık kabul edilemez, hukuksuz bir boyutta olduğunu net bir şekilde söyleyebiliriz. Bizler hem yaptığınız başvurular doğrultusunda sizlere uygulanan hukuksuzluğu tespit edip raporlaştırma ve bu hukuksuzlukların ortadan kaldırılması noktasında önerilerimizi de içerecek bir rapor hazırlayacağız. Bu raporla başta Van Emniyet Müdürlüğü’ne, kenttin valisine ve İçişleri Bakanlığı’na başvuruda bulunacağız. Bu kolluk güçlerinin tespiti, haklarında idari ve cezai soruşturma açılması için gerekli tüm girişimleri yapacağız” dedi.
VAN BAROSU: GAZETECİLİK FİİLEN YASAKLANIYOR
Van Barosu İnsan Hakları Merkezi (İHM) kentte birçok gazeteci ve haber ajanslarına getirilen erişim engellemelerine ilişkin basın açıklaması düzenledi. Van Barosu Avukat Tahir Elçi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen basın açıklamasına Baro Başkanı Sinan Özaraz ile İHM yönetimi, yerine kayyım atanan Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Abdullah Zeydan, DEM Parti Van Milletvekili Mahmut Dindar ve çok sayıda gazeteci katıldı.
Açıklamada, Van Barosu İnsan Hakları Merkezi üyesi avukat Burcu Şeber konuştu. Şeber, Türkiye’de gazeteciliğin, iktidarın baskı mekanizmalarının en yoğun şekilde işletildiği alanlardan biri haline geldiğini vurguladı ve "Özgür basının olmadığı bir ülkede ne demokrasi ne de hukuk devletinden söz edilebilir" dedi.
Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atanması sonrası, gazetecilerin ve haber ajanslarının sosyal medya hesaplarına getirilen süresiz erişim engelleme kararının, gazeteciler üzerindeki baskının en yeni ve en ağır örneklerinden biri olduğunu belirten Şeber, şöyle devam etti:
"Açıkça usul ve yasaya aykırı olan bu kararın, Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanması sürecine dair haberlerin kamuoyuna ulaşmasını engellemek amacıyla verildiği ortadadır. Halkın iradesinin gasp edildiği kayyum sürecine dair haber yapan, kamuoyunu bilgilendiren gazeteciler hedef alınarak hesapları kapatılmış, halkın gerçekleri öğrenmesi engellenmiştir. Sansürün en ağır biçimlerinden biri olan bu karar, gazeteciliği fiilen yasaklama girişimidir. Keyfi olarak alınan erişim engelleme kararları, hangi içeriklerin suç teşkil ettiği belirtilmeden, hangi hukuki ölçütlere dayandığı açıklanmadan uygulanmaktadır. Bu karar, yargının bağımsız bir hukuk kurumu olmaktan çıkıp, siyasi ve idari bir sansür mekanizmasına dönüştüğünü bir kez daha gözler önüne sermektedir."
‘TOPLUMUN GERÇEKLERİ ÖĞRENMESİNİ SAĞLAYAN HERKES TEHDİT ALTINDADIR’
Erişim engeli kararlarının, yalnızca bireysel gazetecileri hedef almakla kalmayıp, tüm basın camiasına verilen bir gözdağı olduğunu belirten Şeber, "Eleştirel haber yapan, bağımsız gazetecilik yürüten, toplumun gerçekleri öğrenmesini sağlayan herkes tehdit altındadır. Bu kararın gerekçesi olarak ‘milli güvenlik’ ve ‘kamu düzeni’ gibi soyut kavramlar öne sürülmektedir. Ancak hangi haberin, hangi paylaşımın kamu düzenini bozduğu ya da milli güvenliği tehdit ettiği açıkça belirtilmemiştir. Hukukun temel prensipleri çiğnenerek, yalnızca yetkili makamların keyfi değerlendirmeleri doğrultusunda gazeteciler ve medya kuruluşları kriminalize edilmek istenmektedir" dedi.
‘GAZETECİLER SUSTURULUYORSA, HUKUK DEVLETİNDEN SÖZ EDİLEBİLİR Mİ?’
Şeber, açıklamanın devamında "Soruyoruz" diyerek şöyle konuştu: "Eğer bir ülkede gazeteciler, hiçbir hukuki dayanak olmadan, yalnızca iktidarın hoşuna gitmeyen haberler yaptıkları için sansüre uğruyorlarsa, o ülkede hukuk devletinden söz edilebilir mi? Eğer bir ülkede halkın iradesi hiçe sayılarak seçilmiş belediye başkanı yerine kayyum atanıyorsa ve bu hukuksuz süreci haberleştiren gazeteciler susturuluyorsa, o ülkede demokrasiden bahsedilebilir mi?"
SOSYAL MEDYADAN ORTAK TEPKİ GÖSTERİLECEK
Şeber, "Meslektaşlarımızı, insan hakları örgütlerini ve kamuoyunu bu hukuksuzluğa karşı ses çıkarmaya davet ediyoruz" diyerek bir çağrı yaptı:
"Bugün saat 21.00’de Van Barosu öncülüğünde #GazetecilereErişimEngeliKaldırılsın etiketiyle sosyal medya kampanyası başlatılacaktır. Herkesin katılımı, basın özgürlüğü ve halkın iradesini savunma mücadelesine güç katacaktır!"